banner1269
18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ VE ŞEHİTLERİMİZİ RAHMET, MİNNET VE ŞÜKRANLA ANIYORUZ

17 Mart 2026 Salı 13:13

Birinci Dünya Harbi’nde 7 devletle 10 cephede çarpışılmış, 3 milyon şehit verilmiş ve 220 bin asker esir düşmüştür. Yemen’den Çanakkale’ye, Sarıkamış’tan Harşit Zaferi’ne kadar bütün cephelerde şehit olan kahramanlarımızı rahmetle anıyoruz. Aziz ruhları için El Fatiha.

ÇANAKKALE GELİBOLU'DA YENİ ÇEKTİĞİMİZ ŞEHİTLER MAHŞERİ BELGESELİMİZ

İLK BELGESELİ 1998 YILINDA ÇEKTİK

1998 yılında Çanakkale ve Gelibolu'da çektiğimiz Devri Âlem belgesel arşivimiz ile birlikte Yemen, Sarıkamış, Balkan ve Kurtuluş Savaşı şehitleriyle ilgili hazırladığımız kitap ve belgesel arşivimizi birçok kurum ve kuruluşa hediye ediyoruz.

Çanakkale Kara Savaşları Belgeseli
https://youtu.be/OXNWUssIUIs

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ CANLI MAKALE

https://www.facebook.com/share/v/1BKri9Gk8D/?mibextid=wwXIfr

Çanakkale Şehitler Mahşeri belgesellerimizle ilgili belgesel ve sinevizyon arşivlerimizden bazılarını siz değerli arkadaşlarımla paylaşıyorum. Bu mübarek günde tüm şehitlerimiz ve geçmişlerimiz için Fatiha okumaya davet ediyorum.

Şehitler Mahşeri Belgesel Arşivimiz
https://youtu.be/OXNWUssIUIs

https://www.youtube.com/watch?v=sezELzBEup4

https://www.youtube.com/watch?v=CEzChDhCnmk

Çanakkale Zaferi, Türk Milleti'nin kanıyla ve anıyla yazdığı bir destandır. 250 binden fazla Mehmetçiğimiz Çanakkale'de şehadete yürüdü. Çanakkale önemliydi; çünkü Çanakkale düşerse İstanbul düşecekti, İstanbul düşerse Anadolu düşecekti, Anadolu düşerse Mekke ve Medine düşecek ve İslam ümmeti esaret altında yaşayacaktı. Bu nedenle Haçlılar birlik olup Çanakkale'ye saldırdılar. Dönemin en güçlü devleti İngilizler, piyonlarıyla beraber gelmişlerdi Çanakkale'ye. Akif’in ifadesiyle;

Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi…
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ…
Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ!

Anadolu’dan binlerce kilometre uzaktan, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan bile gelmişlerdi Haçlılar. Ancak Mehmetçiğimiz, Çanakkale’de ikinci bir Bedir zaferi kazandı. İslam dünyası, Anadolu'nun düşmemesi için seferber olmuştu. Öyle ki bakın şehitlerimize, Şam, Yemen, Hicaz, Umman, Bağdat, Afganistan, Pakistan, Balkan coğrafyası… Haçlıların birliğine karşı İslam Ümmeti ile birlikte mücadele ederek boğazın geçilmesine izin vermedi. Bu destanı yazan kahraman Mehmetçiklerimizi bir kez daha şükran ve rahmetle anıyoruz. Allah onlardan razı olsun.

ÇANAKKALE SAVAŞI ŞEHİTLERİMİZİN İLLERE GÖRE DAĞILIMI

Çanakkale savaşlarına Osmanlı Devleti’nin kaç askerle katıldığının toplam mevcudu bilinmemektedir. Şehit, gazi ve esir olan 250 bin Mehmetçik arasında kaydı bulunanların illere göre dağılımı ise Milli Savunma Bakanlığı tarafından 1998 yılında yapılan çalışmaya göre şöyledir:

Adana 880, Adıyaman 12, Afganistan 1, Afyon 1743, Aksaray 309, Amasya 34, Ankara 1926, Artvin 1201, Aydın 1806, Azerbeycan 1, Bağdat 12, Balıkesir 3003, Bartın 288, Basra 1, Batum 4, Bayburt 1, Berat 1, Beyrut 35, Bilecik 923, Bingazi 5, Bingöl 8, Bitlis 63, Bolu 1419, Bosna 1, Bulgaristan 26, Burdur 616, Bursa 3274, Çanakkale 1876, Çankırı 1024 ,Çorum 1427, Debre 5, Denizli 2258, Dıraç 1, Dırzor (deyr-ızor) 61, Diyarbakır 49, Drama 2, Edirne 922, Elazığ 167, Elbasan 1, Ergırı 2, Erzincan 922, Erzurum 112, Eskişehir 864, Gaziantep 556, Giresun 120, Gırıt 16, Görücü 2, Gümüşhane 42, Halep 546, Hatay 287, Hıcaz 7, Isparta 720, İçel 1281, İran 2, İstanbul 1908, Iskodra 16, İzmir 1814, Kafkasya 1, Kahramanmaraş 233, Karakilise 2, Karaman 488, Kars 2, Kastamonu 2527, Kayseri 854, Kerbela 1, Kelkük 6, Kırıkkale 245, Kırım 1, Kırklareli 380, Kırşehir 498, Kocaeli 609, Konya 2683, Kosova 65

İlim, Kültür, Tarih ve Teknoloji Araştırmaları Merkezi Kütüphanesi ve İKTAV Vakfı iş birliğiyle, dünya coğrafyasındaki Türk-İslam medeniyeti tarihine dair araştırmalar yapıyor ve bu çalışmaları, birçok TV kanalında kültür hizmeti olarak yayınlanan Devri Alem Belgesel programı kapsamında belgesel olarak çekmeye devam ediyoruz. Araştırmacı gazeteci ve belgesel yönetmeni İsmail Kahraman’ın şimdiki durağı Tekirdağ, Çanakkale ve Balıkesir! 28 Ağustos – 1 Eylül 2024 tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz araştırma, canlı yayın ve belgesel çekimlerimizi sizlerle paylaşıyoruz. (belgeselyayincilik@gmail.com)

Belgesel çekmek üzere, 28 Ağustos – 1 Eylül 2024 tarihleri arasında Tekirdağ, Çanakkale ve Balıkesir illerine giderek yaptığımız tarih ve kültür araştırmalarını İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi (İKTAV) Kütüphanesi’nde yayınladık.

https://www.iktavvakfi.com/…/anadolu-yollarinda…/

BELGESEL TADINDA GELİBOLU BOLAYIR'DAN GAZİ SÜLEYMAN PAŞA VE NAMIK KEMAL MEZARINDAN CANLI HABER
https://www.facebook.com/share/v/RnC7nsGxFnmosuqY/...

Tarih, kültür, medeniyet, vakıflar şehri ve şehitler diyarı Çanakkale – Gelibolu’da, İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi (www.iktav.com) olarak araştırmalar yapıyor ve belgesel çekiyoruz.

An itibariyle Gelibolu Bolayır’da, Rumeli Fatihi Gazi Süleyman Paşa ve türbesi ile Vatan Şairi Namık Kemal’in anıt mezarından, www.devrialem.tv ve www.gebzegazetesi.com canlı yayınında, gazetemiz kurucusu ve TGRT Belgesel “Devri Alem” programı yönetmeni www.ismailkahraman.net bilgi veriyor.

SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMI
https://www.facebook.com/share/p/kzTy1T98xbPv5gpG/?mibextid=WC7FNe

BELGESEL TADINDA GELİBOLU SÜLEYMAN PAŞA ANITINDAN CANLI YAYIN

Tarih, kültür, medeniyet ve vakıflar şehri, şehitler diyarı Çanakkale Gelibolu’da, İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi (www.iktav.com) olarak araştırma yapıyor ve belgesel çekiyoruz.

https://www.facebook.com/share/p/Yow71Hazi8BjEH8R/?mibextid=WC7FNe

An itibarıyla, Kocaeli’nin ilk Sancak Beyi Rumeli Fatihi Gazi Süleyman Paşa’nın Gelibolu’daki anıtından, www.devrialem.tv ve www.gebzegazetesi.com canlı yayınında, gazetemiz kurucusu ve TGRT Belgesel TV “Devri Alem” programı yönetmeni www.ismailkahraman.net bilgi veriyor.

https://www.facebook.com/share/v/Bcy5pbFhuyfHujjr/…

Belgesel tadında, Gelibolu Mevlevi Hanesi’nden canlı haber:

Tarih, kültür, medeniyet, vakıflar şehri ve şehitler diyarı Çanakkale – Gelibolu’da, İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi (www.iktav.com) olarak araştırma yapıp belgesel çekiyoruz.

https://www.facebook.com/share/p/EvNM8Bf5FfxfoFVG/?mibextid=WC7FNe

An itibarıyla, Gelibolu’nun anıt vakıf eseri olan Mevlevi Hanesi’nden; www.devrialem.tv ve www.gebzegazetesi.com canlı yayınında, gazetemiz kurucusu ve TGRT Belgesel TV “Devri Alem” programı yönetmeni www.ismailkahraman.net bilgi veriyor.

https://www.facebook.com/share/v/nfsZRErm4rKLBSgu/…

Belgesel tadında, Gelibolu Hamza Koy’dan canlı haber:

Tarih, kültür, medeniyet, vakıflar şehri ve şehitler diyarı Çanakkale Gelibolu’da, İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi (www.iktav.com) olarak araştırma yapıp belgesel çekiyoruz.

https://www.facebook.com/share/p/Ectw2pYdJR4VY5fu/?mibextid=WC7FNe

An itibarıyla, Gelibolu’nun tarihi bölgeleri Hamza Koy, Nanazgah, Baraklı Dede ve Saruca Paşa türbelerinden; www.devrialem.tv ve www.gebzegazetesi.com canlı yayınında, gazetemiz kurucusu ve TGRT Belgesel TV “Devr-i Alem” programı yönetmeni www.ismailkahraman.net bilgi veriyor.

https://www.facebook.com/share/v/nFSoTVoTiJByGTnt/…

Gelibolu’nun canlı tanıklarıyla belgesel söyleşi:

An itibarıyla, tarih, kültür, medeniyet, vakıflar ve şehitler diyarı Çanakkale Gelibolu’da, eğitimci ve yazar Ahmet Tuna; www.devrialem.tv ve www.gebzegazetesi.com canlı yayınında, Çanakkale şehidi Giresunlu şehit torunu İdris’in hayat hikayesini ve Balkan Savaşı’nda şehit olan Rize ve Trabzonlularla ilgili bilgi veriyor.

https://www.facebook.com/share/v/ReCTuPTFuTUCpWuY/...

https://www.facebook.com/share/p/oQsd2vomvGgVHvG6/?mibextid=WC7FNe

Çanakkale Savaşları Şehitlik Abidesi ve şehitliğinden canlı haber:

Tarih, kültür, medeniyet, vakıflar şehri ve şehitler diyarı Çanakkale Gelibolu’da, İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi (www.iktav.com) olarak araştırma yapıyor ve belgesel çekiyoruz.

https://www.facebook.com/share/p/wBwbX5HsjtATJKT3/?mibextid=WC7FNe

An itibarıyla Gelibolu, Çanakkale Savaşları Şehitlik Abidesi’nden; www.devrialem.tv ve www.gebzegazetesi.com canlı yayınında, gazetemiz kurucusu ve TGRT Belgesel TV “Devr-i Alem” programı yönetmeni www.ismailkahraman.net bilgi veriyor.

https://www.facebook.com/story.php…

Belgesel tadında, Tiroya Antik Kenti ve Müzesinden canlı haber:

Tarih, kültür, medeniyet, vakıflar şehri ve şehitler diyarı Çanakkale’de, İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi (www.iktav.com) olarak araştırma yapıp belgesel çekiyoruz.

https://www.facebook.com/share/p/TmvN9LZWsD1YDpsA/?mibextid=WC7FNe

An itibariyle, Troya savaşlarının yapıldığı ve Çanakkale’de Turova Atı’nın bulunduğu bölgeden; www.devrialem.tv ve www.gebzegazetesi.com canlı yayınında, gazetemiz kurucusu ve TGRT Belgesel TV Devr-i Alem Programı yönetmeni www.ismailkahraman.net bilgi veriyor.

TROYA ANTİK KENTİ HAKKINDA BİLGİ

Troya, dünyadaki en ünlü antik kentlerden birisidir. Troya’da görülen 9 katman, kesintisiz olarak 3000 yıldan fazla bir zamanı göstermekte ve Anadolu, Ege ve Balkanların buluştuğu bu benzersiz coğrafyada yerleşmiş olan uygarlıkları izlememizi sağlamaktadır. Troya’daki en erken yerleşim katı M.Ö. 3000-2500 ile erken Tunç Çağı’na tarihlenmektedir, daha sonra sürekli yerleşim gören Troya katmanları M.Ö. 85 – M.S. 8. yüzyıla tarihlenen Roma Dönemi ile sona ermektedir.

Troya, bulunduğu coğrafi konum nedeniyle burada hüküm süren uygarlıkların diğer bölgelerle ticari ve kültürel bağlantıları açısından daima çok önemli bir rol üstlenmiştir. Troya ayrıca gösterdiği kesintisiz katmanlaşma ile Avrupa ve Ege’deki diğer arkeolojik alanlar için referans görevi görmektedir. İlk olarak 1871’de Heinrich Schliemann, daha sonra W. Dörpfeld, C.W Blegen tarafından kazılmış olan bu görkemli arkeolojik şehirde kazılar halen sürdürülmektedir. (kaynak https://muze.gov.tr/muze-detay?SectionId=TRV01&DistId=TRV)

Troya Müzesi, Çanakkale İli, Merkez İlçesi’ne bağlı Tevfikiye Köyü sınırları içinde yer alan, UNESCO’nun 1998 yılında Dünya Kültür Mirası Listesi’ne aldığı, Troya Antik Kenti girişinde yer almaktadır. 3.000 m2 sergi salonu, 11.200 m2 kapalı alana sahiptir. İnşasına 2013 yılında başlanılmış, 2015 yılında duran çalışmalara 2017 yılından bu yana devam edilmiş ve 2018 yılı Ekim ayında açılmıştır.

Müze ziyareti rampadan inerken başlamaktadır. Rampanın duvarlarında bulunan nişlerde Troya’nın farklı katmanları; mezar taşları, büyük boy heykeller, sahne canlandırmaları ve büyük boy fotoğraflarla anlatılmaktadır. Müzenin giriş alanı olan, Troas ve çevresini konu alan sirkülasyon bandında ise devam eden sergi katları öncesinde ziyaretçiye bir oryantasyon sağlamak amacıyla arkeoloji bilimi; arkeolojik ve arkeometrik tarihleme yöntemleri, “neolitik, kalkolitik, tunç çağı, demir çağı, höyük, restorasyon, konservasyon” gibi terimler şemalar, çizimler, metinler ve interaktif yöntemlerle aktarılmaktadır.

Eserler taş (mermer), heykel, lahit, yazıt, sunak, mil taşı, paleolitik balta ve kesiciler vb., pişmiş toprak seramikler, metal kaplar; altınlar, silahlar, sikkeler, kemik obje ve aletler, cam bilezikler, süs eşyaları, bardak, koku şişeleri, gözyaşı şişelerinden vb. oluşmaktadır. Müze bahçesinde, peyzaj ile birlikte taş eserler de, lahit, sütun, steller, sütun başlıkları vb. bütünlük oluşturacak şekilde sergilenmektedir.

Müzede ayrıca, görsel grafik tasarımlar eşliğinde diorama (anı veya hikâyenin, ışık oyunları yardımıyla üç boyutlu olarak modellenmesi), dokunmatik ekran ve animasyonlarla sergi anlatımları sunulmaktadır.

“Çanakkale Arkeoloji Müzesi” içindeki tüm eserler taşınmış olup “Troya Müzesi” olarak; 18.03.2019 tarihinde Resmi olarak açılmıştır. Eski Binası Artık kapalıdır. “Çanakkale Müze Müdürlüğü” bu yeni adresinde hizmet vermektedir.

Çanakkale Geyikli’de karşılaştığım, Gebze’den değerli arkadaşım Nasrettin Bavaş ile belgesel tadında www.devrialem.tv ve www.gebzegazetesi.com canlı yayınında söyleşi yaptık. İlgi, alaka ve misafirperverliği için vefalı dost Nasrettin Bey’e sonsuz teşekkürler.

https://www.facebook.com/share/v/aeu6J3Ny5UGfAUe9/…

Çanakkale Geyikli Tarihi ve Geyikli Baba Hakkında Bilinmeyenler

Geyikli tarihi birçok kültürün özelliklerini taşıyan izlerle doludur. Etkisi altında kaldığı Mısır mimari özelliklerde da beldede görülebilmektedir. Çanakkale Geyikli tarihi Osmanlı Dönemi’nin ilk zamanlarına kadar uzanan bir süreci ifade etmektedir. Geçmiş dönemde özellikle fetih zamanlarında askerlere moral verilen bir alan olduğu bilinmektedir. Geyikli Baba ise bölgenin kurucusudur.

Geyikli Baba Kimdir?

Geyikli Baba Geyikli’nin kurucusu olan kişi olarak bilinmektedir. Bugün kabri Ezine’de Kemallı Köyü’nde yer alan Geyikli Baba, 1275-1350 yılları arasında yaşamıştır. Osmanlı Dönemi’nde bu tarih Orhan Gazi zamanına denk gelmektedir.

Bursa’da büyük bir ağaç diktiği ve birçok askeri talebe yetiştirdiği bilinenler arasındadır. Bazı rivayetlere göre bu ağaç Geyikli’ye sonradan taşıtılmıştır.

Geyikli Baba hakkında birçok eski Osmanlı kaynağında bahsedildiği bilinmektedir. Tacüt Tevarihi/ Şakayık-ı Numaniyesi/ Kamusul Alam, Kitabı Bahariye kaynakları bunlardandır.

Geyikli tarihinde Geyikli Baba ile ilgili rivayetler savaş dönemlerine odaklanmaktadır. Bir boz geyik üzerinde savaşa öğrencileriyle girdiği ve korkutucu etki yaptığı bilinmektedir.

Geyikli Baba’yla ilgili bilinen başka bir rivayet de Bizanslıların yenilmesinden sonra kurduğu dergâhtır. Kemallı Köyü’ne yakın bir yerde makamı olan kişinin Geyikli Baba dergâhından biri olduğu düşünülmektedir.

Çanakkale Geyikli beldesinin Ezine’ye bağlı bir yer olarak 1530 tarihinde belde olduğu, bugüne kadar varlığını sürdürdüğü bilinmektedir. Mimari açıdan bir değerlendirme yapıldığında erken dönem Osmanlı yerleşimlerinin etkilerini barındırmaktadır. Hamamlar ve taş evler bunun göstergesi olarak dikkat çekmektedir. (Kaynak https://www.geyikliotelleri.com/geyikli-tarihi-ve…/)

Çanakkale Bozcaada’da vakıf eserleri ve tarihi belgesel tadında canlı haber:

Tarih, kültür, medeniyet, vakıflar şehri ve şehitler diyarı Çanakkale Bozcaada’da, İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi (www.iktav.com) olarak araştırma yapıp belgesel çekiyoruz.

An itibarıyla Türkiye’nin üçüncü büyük adası Bozcaada’daki belgesel çekimlerimizi tamamladıktan sonra dönüş yolunda, www.devrialem.tv ve www.gebzegazetesi.com canlı yayınında gazetemiz kurucusu ve TGRT Belgesel TV Devr-i Alem Programı yönetmeni www.ismailkahraman.net bilgi veriyor.

BOZCAADA'YA GİDİŞ YOLUNDAN CANLI HABER
https://www.facebook.com/story.php…

BOZCAADA DÖNÜŞ YOLUNDAN CANLI HABER
https://www.facebook.com/share/v/KeRnLVw7SdPweuwq/…

Bozcaada’daki belgesel çekimlerimiz sırasında bizlere rehberlik eden Köprülü Mehmet Paşa Camii Vakfı imam hatibi ile Bozcaada Şehir Tarihi Müzesi kurucusuna sonsuz teşekkür ederiz.

https://www.facebook.com/share/p/pdP42UJDRxa7xJkh/?mibextid=WC7FNe

BOZCAADA İLE İLGİLİ TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLAM ANSİKLOPEDİSİNDE YER ALAN BİLGİ

Çanakkale Boğazı’na hâkim bir mevkide yer alan Bozcaada, tarih boyunca devamlı olarak boğazın her iki yakasına sahip olan milletlerin elinde bulunmuştur. Adanın Türk devrinden önceki adı Tenedos’tur. Türkçe ismin ne zaman ve ne sebeple verildiği bugüne kadar açıklanmamıştır. Yalnız Pîrî Reis eserinde adada bugün Göztepe denilen yüksek sivri bir boz tepe bulunduğunu, bunun üzerinden denizin 40 mil mesafesinin kontrol edilebildiğini, aynı şekilde denizden de o mesafe içinde gemilerin adanın alâmeti olan boz tepeyi farkedebildiklerini ifade etmektedir ki Türk denizcileri tarafından buraya “Boz ada” veya “Bozca ada” denmesi bu sebebe dayanmaktadır.

Pîrî Reis, bugün dahi poyraz havalarda küçük gemilerin sığındıkları Poyraz Limanı’ndan da bahsetmekte ve o zaman buranın adının Yardım Limanı olduğunu, poyraz havalarda buraya ancak küçük gemilerin sığınabildiklerini belirtmektedir. Ege adaları hakkında küçük bir eser yazmış olan Bernard Randolph Türkler’in buraya “Boş adası” dediklerini kaydetmektedir ki bu şekil Bozcaada veya Bozada isminin yanlış anlaşılmasından ileri gelmiş olabilir.

Bozcaada ismi ile ilgili diğer bir söyleyiş tarzı da “Bohça ada” şeklindedir. Adadaki Alaybey Camii hazîresinde bulunan hicrî 1250 ve 1272 tarihli iki mezar kitâbesiyle Aburga Ahmed Dede Mezarlığı’nda bulunan diğer bir mezar kitâbesi üzerinde ada Bohçaada şeklinde geçmektedir. İlk bakışta, kitâbeyi yazan sanatkârın hatasının diğer iki kitâbede de tekrar edildiği gibi bir kanaat uyanmakta ise de XVIII. yüzyıl yazarlarından İnciciyan’ın da adaya halk arasında Bohçaada dendiğini ifade etmesi, Bohçaada isminin Bozcaada ile beraber kullanıldığını göstermektedir. Ancak bugün halk adaya Bozada veya Bozcaada demektedir.

Türkler’in ada ile ilgilenmeleri XIV. yüzyıl başlarında olmuştur. Meşhur denizci Aydınoğlu Umur Bey İzmir’i fethettikten sonra 1328 veya 1329 yılında sekiz gemi ile Bizans’a tâbi olan Bozcaada’ya gelip burasını yağma etti. Bu olaydan sonra XV. yüzyıla kadar Türkler’in herhangi bir şekilde ada ile temasları olmadı. XIV. yüzyılın ikinci yarısında boğazın her iki sahiline Osmanlı Türkleri yerleşince Bozcaada ayrı bir önem kazandı. Ada Bizans’ın elinde olmasına rağmen Venedik ve Ceneviz gibi denizci devletler ticaretlerini emniyet altına almak için birbirleriyle rekabete girdiler. Venedikliler, Bizans imparatoru ile aralarında cereyan eden uzun müzakerelerden sonra 1377’de Bozcaada’yı işgal etme müsaadesini aldılar, fakat bu durum iki denizci devlet arasında savaşa sebep oldu. Bu savaş her iki devletin doğudaki ticaret ve menfaatini büyük ölçüde zarara uğrattı. Savaş 1381’de Savua (Savoy) Dukalığı’nın başşehri Turin’de (Torino) yapılan antlaşma ile sona erdi. Buna göre adadaki kalenin surları yıktırıldığı gibi ada Venedik tarafından tahliye edildi; Venedikliler Bozcaada ahalisini Girit’teki Kandiye şehri dışında teşkil ettikleri bir mahalleye naklettiler. Bozcaada bundan sonra uzun sayılacak bir müddet boş bir ada olarak kaldı. Bu durum Osmanlılar’ın denizde gittikçe kuvvetlenmelerine sebep oldu. 1403 yılında Timur’un yanına gitmekte olan meşhur İspanyol seyyahı Clavijo adanın boş olduğunu ve adada harap bir kale bulunduğunu yazmaktadır. 1435-1439 yılları arasında seyahat eden İspanyol Pero Tafur da adanın boş ve ihmal edilmiş bir durumda olduğunu belirtmektedir.

Bozcaada ile Osmanlı Türkleri’nin yakından ilgilenmeleri Fâtih Sultan Mehmed devrinde başlar. Bu devirde Osmanlı donanması Akdeniz’e sefere çıkarken adaya uğrayarak buradan ikmal yapmakta idi. Bu bakımdan ada fiilî bir durumda olmamakla beraber Fâtih Sultan Mehmed devrinde Osmanlı idaresine girmiştir. Adanın Osmanlı idaresine geçişi hakkında Âşıkpaşazâde, Tursun Bey, Neşrî ve Oruç b. Âdil gibi o dönemin Osmanlı tarihçileri bilgi vermemektedirler. Dukas 1455 yıllarına ait olaylardan bahsederken Limni, İmroz ve diğer adaların Osmanlı hâkimiyeti altında olduğunu kaydetmektedir ki bundan Bozcaada’nın da Osmanlı hâkimiyetinde olduğu düşünülebilir. Ancak Venedik ile süren uzun savaş devresinde (1463-1479) Bozcaada ve civar adalar bir aralık Venedik ve müttefikleri tarafından boğazı ve Osmanlı donanmasını kontrol için kullanıldı. Limni adasında üslenmiş olan Venedik donanmasının Midilli’ye karşı bir harekâta geçeceğini öğrenen Osmanlı Devleti Kaptanıderyâ Mahmud Paşa emrinde bir donanma göndererek Bozcaada’yı zaptettirdi. Adanın boğaz emniyeti için arzettiği önemden dolayı müstahkem bir hale getirilmesine karar verildi. 1479’da adada bir kale yapılması kararlaştırıldığı gibi burada oturmak isteyenlerin tekâlîf-i dîvâniyyeden muaf tutulmaları da kararlaştırıldı. XVI. yüzyıl ortalarında burada bir garnizon ve küçük bir hıristiyan cemaatin mevcut olduğu görülmektedir.

Girit savaşları dolayısıyla Venedik ile yapılan mücadele sırasında ada, muhafızı Vezir Abaza Ahmed Paşa’nın tedbirsiz davranması yüzünden muhasaranın daha dokuzuncu gününde Venedik’in eline geçti (21 Ramazan 1066 / 13 Temmuz 1656). Fakat Venedikliler adayı bir yıl bile muhafaza edemediler. Köprülü Mehmed Paşa’nın sadârete getirilmesiyle birlikte Osmanlı Devleti Bozcaada’nın geri alınması için derhal harekete geçti. Kurd Paşa emrinde 5000 kişilik bir kuvvet 25 Ağustos 1657’de adanın Değirmendere arkasında Kemerderesi mevkiinde karaya çıkarıldı; Gözcü tepesi (Göztepe) üzerinde metrisler açıldıktan sonra kale kuşatıldı. Venedikliler muhasaranın altıncı gününde kale duvarlarını lağım ile atıp otuz altı veya kırk yedi topu birkaç gün faaliyetten alıkoyacak şekilde çiviledikten sonra ada halkının erzak ve mallarını alarak 30 Ağustos 1657’de adayı terkettiler. Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa Bozcaada’ya gelerek kalenin yıkılmış ve tahrip edilmiş yerlerini tamir ettirdi; ayrıca kasabayı imar ettirdiği gibi ibadet yerlerini de onarttı. Bu arada kendi adıyla anılan camiyi de inşa ettirdi.

Bozcaada, 5 Temmuz 1697’de Kaptanıderyâ Mezemorta Hüseyin Paşa’nın Venedik Amirali A. Molino idaresindeki Venedik donanmasına karşı kazanılan deniz savaşına da sahne olmuştur. XVIII. yüzyıl başlarında Mora Seferi ile başlayan Osmanlı-Venedik savaşında da Bozcaada ve Limni önlerinde Venedik donanması başarısızlığa uğratılmıştır.

XIX. yüzyılda Boğazlar meselesinin milletlerarası siyasette gittikçe önem kazanması, Bozcaada’nın stratejisini arttırmıştır. 1807 yılında Osmanlı Devleti nezdinde bazı diplomatik baskılar yapmak üzere adaya bir İngiliz donanması gönderilmiş, onlarla birlikte hareket eden Rus donanması da Akdeniz’e gelerek Bozcaada önünde demirlemişti. Boğazı kontrol altına alan bu Rus donanmasına karşı Kaptanıderyâ Seyyid Ali Paşa görevlendirildi. Meydana gelen savaş kesin bir sonuç vermemiş, ancak adanın çok iyi tahkim edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Nitekim Bozcaada II. Mahmud devrinde yeniden tahkim edilmiştir. Hatta Bozcaada muhafızlığı tesis edilerek buraya paşa unvanına sahip kumandanlar gönderilmiştir.

Bozcaada 1912’de Rumlar’ın eline geçti. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Sevr Antlaşması’nın 84. maddesiyle Yunanistan’a bırakıldı. Bunu takip eden yıllarda memleketin diğer yerleri gibi tehlikeli ve endişeli günler yaşadı ve nihayet 20 Eylül 1923’te kurtarıldı. Bu tarih bugün adanın kurtuluş günü olarak kutlanmakta ve bunun hâtırasına adada mütevazi bir anıt yer almaktadır.

Bozcaada’da tek yerleşim merkezi adanın kuzeydoğu kıyısında kurulmuş olan kasabadır. Kanûnî devrine ait bir tahrir defterinde (BA, TD, nr. 434, s. 40-41) adada altmış üç hıristiyan, on sekiz müslüman hânesi olduğu görülmektedir. III. Mehmed devrine ait diğer bir tahrir defterinde ise (BA, TD, nr. 702, s. 98-101) Bozcaada’nın padişah haslarından olduğu, adada beş küçük mahallede 242 hıristiyan, elli beş müslüman hânesinin bulunduğu belirtilmektedir. Dr. Covels adadaki Rumlar’ın kasabanın kuzeydoğu ucunda oturduklarını ve kiliseleri olmadığını söylerken Pococke adada 200 Rum ve 300 Türk ailesi bulunduğunu kaydetmektedir. Onun zamanında adada Rumlar’ın bir kilisesi vardı ve Türkler’le müslümanlar kale içinde oturuyorlardı. XVIII. yüzyılda adada yahudilerin de bulunduğu ve Rumlar’la birlikte kuzeydoğu yönünde olan kasabada oturdukları tesbit edilmiştir. Bu devirde adanın su ihtiyacı yağmur suları ile gideriliyor, kurak dönemlerde ise karşı yakadan getiriliyordu. İnciciyan o zaman ada nüfusunun 5000 olduğunu kaydetmektedir. Ada bir kale dizdarı ve kadı tarafından yönetiliyordu. Öte yandan çeşitli ülkelerden deniz yoluyla Osmanlı Devleti’ne gelen yabancı elçiler buradan Osmanlı çektirileriyle İstanbul’a götürülüyorlardı.

Bozcaada Osmanlı idare sisteminde, kaptan-ı deryâya ait olan Kaptanpaşa eyaletine bağlı idi. XIX. yüzyıl sonlarında ise Cezâyir-i Bahr-i Sefîd (Akdeniz adaları) eyaletinde Midilli sancağına bağlı bir kaymakamlık olarak teşkilâtlandırılmıştı. Adada kaymakamlık ve belediye daireleri dışında bidâyet mahkemesi, Ziraat Bankası şubesi, Düyûn-ı Umûmiyye Dairesi, Kale-i Şâhâne zâbitanı, Evkaf Komisyonu gibi kuruluşlar vardı. Bu dönemde ada bir sürgün yeri olarak da kullanılmıştır. Adada su yetersizliği sebebiyle idarecilerin de yardımı ile halk arasında bir komisyon kurulmuş, bu şekilde Anadolu yakasından demir borularla getirtilen su sayesinde adanın su ihtiyacı bir ölçüde giderilmişti. (YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN: https://www.iktavvakfi.com/…/anadolu-yollarinda…/)

banner982
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner376

banner375

banner377

banner981

Kocaeli Kent Konseyi Başkanı Kadir Çetin’den...
Kocaeli Kent Konseyi Başkanı Kadir Çetin, Vali İlhami Aktaş’ı makamında ziyaret ederek 20 Mart Cuma günü...

Haberi Oku