Anadolu’nun Türk islam yurdu vatan olmasında vakıflar çok önemli yere sahiptır.
Giresun’da yıkılıp park yapılan Selimhan vakfı cami medrese kütüphane ile ilgili ata memleketim Giresun’a her gittiğimde uğrar Giresun tarihini düşünürüm.
Kafkas CEPHESİ HARŞİT ZAFERİ ve şehitlere saygı yürüyüşene katılmak için 12 Şubat 2026 günü bir kez daha Selimhan vakfı külliyesinin bulunduğu taşbaşı parkındayım.
GİRESUN DA YIKILIP PARK YAPILAN 500 YILLIK HÜDEVENDİĞAR VAKFI
SELİMİ SANİ VAKFI CAMİ KÜLLİYESİ TAŞBAŞI PARKINDAN CANLI YAYIN
Yarım asra yaklaşan gazetecilik ve Belgeselcilik hayatında yurt içi ve yurt dışında bulunan ecdat yadiğarı vakıflara ilgili araştırmalar yapmakta belgeseller çekerek vakıf eserlerinizin Belgesellerini çekerek korunmasını gündeme taşımaktayım
Bana ilk kez vakıfların önemini daha 7 yaşında iken Giresun Espiye Dikmen köyünde rahmetli halam öğretti halımın vakıflarla ilgili vasiyet ve nasihati 66 yıldır kulaklarımda çınlıyor
Her fırsatta ata dede memleketim Giresun’a giderek vakıflar medeniyeti tarihini araştırmayı kendine bir görev kabul ettim
Geçtiğimiz yıl Ordu ve Giresun bölgesinde vakıflarla ilgili yaptığım araştırma ve belgesel çekimi makalem
1975 yılında amatör olarak gazeteciliğe başladığım yıllarda Trabzon da beni en çok etkileyen Tarihi vakıf eserleri olmuştur
Fatih tarafından 1461 tarihinde Trabzon’un Fatih sembolü Ayasofya camisin 1960 yılında vakıflar genel müdürlüğü tarafından müzeye çevrilmesini öğrendiğinde üzülmüştüm. Trabzon Ayasofya camisinin yeniden ibadete açıldığını öğrendiğimde özel olarak Trabzon’a gidip belgesel çekmiştim
GİRESUN DA YIKILIP PARK YAPILAN 500 YILLIK HÜDEVENDİĞAR VAKFI YAVUZ SULTAN SELİM HAN CAMİ VE KÜLLİYESİ İLE İKGİLİ BİLGİ VE FOTOĞRAFLAR
Ata dede memleketim Giresun’da yıkılıp park ve meyhane yapılan yavuz sultan selimhan cami külliye ve nezarlıkla ilgili bazı bilgi ve belgeleri burada sizlerle. Paylaşmak istiyorum
VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 500 YILLIK VAKIF MALINA SAHİP ÇIKIP TAPUSUNU DEVİR ALDI
Giresun Merkez de 1500 lü yıllarda yapılan 1930 lu yıllara kadar ayakta duran akabinde de yıkılan bir cami, Sultan Selim Cami (Hüdavendigar Külliyesi).
Cami yaptıran ve 400 yıl bakım/onarımını yapan vakıf “Yavuz Sultan Selim Hanı evvel bin Beyazıt hanı Sani vakfı” yeni Türk çe ile II. Beyazıd Han oğlu I. Sultan Selim Han Vakfı.
Yani Osmanlı Padişah larından olan Yavuz Sultan Selim han adına o dönem de kurulan bir vakıf.
Bu vakıf Mazbut vakıftır, yöneticileri kalmadığı için vakfın yöneticisi devlettir. (Vakıflar Genel Müdürlüğü)
Vakıf kanunu gereği vakıf malları kamulaştırılamaz, haczedilemez herhangi bir kurum, vakıf malına el atamaz, eğer böyle bir durum var ise o mal vakfa iade edilir.
1- )Vakıf yöneticileri kim, vakıf kime ait demek, hukuk bilmemek cahillik tir.
2-) Taşbaşı parkı zaten Giresun Belediyesinin değildir, vakıf malıdır, sahibine dönmüştür.
3-) Onlarca fotoğrafı olan bir camii yok sayıp, Cami düşmanlığı yaparak toplumu germeye gerek yok.
4-) Buraya aslına uygun küçük bir cami ve külliye odaları yapılıp alanın %90 ı yeşil alan olarak kullanılabilir.
5-) Bu caminin aslına uygun olarak yapılmasına ve alanın %90 nının yeşil alan düzenlenmesine öncülük yapmak ta Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse ye yakışır.(kaynak İbrahim Ethem Gürsoy )
Halamın Vakıf Vasiyeti ve Nasihati
İlk kez vakıf sözcüğünü ilk okul yıllarımda rahmetli halamdan duymuştum. Bizim köyümüz, bugün Giresun Espiye ilçesine bağlı Soğukpınar beldesi Fatih Sultan Mehmet döneminde Trabzon vilayetine bağlı Bayramoğlu adı ile Torul kazasının bağlı nahiye merkeziydi.Vakıf eseri olan Cami ve medrese bulunmaktaydı. Medreseyi köyün ağası yıkmış, taşından kendisine ev yapmıştı.Rahmetli halam Fadime, okula gidip gelirken bizi uyarır ve medrese ve caminin yanından geçtikten sonra ayağımızın tozunu silerek eve vakıf toz ve çamuru getirmememizi isterdi.Vakıf yerinin tozu ve çamuru bile evleri virane eder, ocakları söndürür ve dağıtır diyerek bizleri uyaran halamın ne kadar haklı olduğunu gördüm.Vakıf eseri medreseyi söküp taşından ev yapılan bina, bugün virane halinde boş ve yıkık durumda.Evet, bugün devlet ve millet olarak bize düşen görev, vakıf mallarını koruyup gelecek kuşaklara emanet etmeliyiz.
ANADOLUU VAKIFLAR MEDENİYETİ İLE TÜRK İSLAM YURDU OLDU
Doğu Karadeniz bölgesi ve Giresunda Türk islam tarihi belgeselimiz
DANIŞMENT GAZİDEN BAYRAMLI EMIROĞULLARI BEYLİĞİNR ÇEPNI TÜRKLERİ BELGESELİ
TGRT DE GİRESUN DA TÜRK İSLAM TARİHİNE IŞIK TUTAN BELGESELİMİZ YAYINLANDI
TGRT DE GİRESUN I BELGESELİ YAYINLANIYOR
1 MART 2025 Tarihinde TGRT belgesel tv de yayınlanan devri alem belgesel programımız da 2005 tarihin de İlim kültür tarih araştırmaları Merkezi www.iktav.com Kültür hizmeti olarak GİRESUN DA TÜRK ISLAM TARİHİ VE KAFKAS CEPHESİ SARIKAMIŞ HAREKATINDA RUSLARA ESİR DÜŞÜP SİBİRYADA ESİR KALAN GİRESUN ESPİYE SOĞUKPINAR BELDESİNDEN ŞEREFOĞLU MUSTAFA ŞAĞARIN KIZLARI MERHUM EMİNE KAHRAMAN VE KEZBAN GEÇAL BABALARININ ESARET HAYATINI ANLATTIKLARI BELGESELİMİZ YAYINLANIYOR
13 yıldan beri TGRT belgese tv de her gün sabah 07 gündüz 12 ve gece 03 de yayınlanan devri alem belgesellerimizi www.devrialem.tv ve www.belgeselyayincilik.com Web tv kanalınızdan da izleyebilir www.ismailkahraman.net ve www.gebzegazetesi.com da belgeselcinin not defteri köşemizde 40 yıldan beri yayınlanan makalemiz de okuyabilir görüş öneri ve yorumlarınızı bizlerle paylaşabilirsiniz
YIKILIP PARK YAPILAN 500 YILLIK YAVUZ SULTAN SELİMHAN CAMİ VE KÜLLİYESİ İLE İLGİLİ GİRESUN SİVİL İRADE PLATFORMU (GİDİP) TARAFINDAN YAPILAN BASIN AÇIKLAMASI
Kısa adı GİSİP olan Giresun Sivil İrade Platformunu oluşturan paydaş kuruluş temsilcileri bir araya gelerek son günlerde Giresun kamuoyunu meşgul eden Taşbaşı Parkının geleceği hakkındaki gelişmeleri istişare ettiler. İstişare sonunda yapılan açıklamada herkes ve her kesim duyarlı açıklamalar yapmaya davet edildi.
Yazılı açıklamada “Son günlerde, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yasaların emri gereği gerçekleştirmiş olduğu bir işlem (Taşbaşı Park alanında tapu tahsis işlemi) sebebiyle çıkan tartışmayı, 55 STK’nın çatı kuruluşu Giresun Sivil İrade Platformu olarak gündemimize almak ve müzakere ederek ortak akıl üretmeye gayret gösterdik. İlimizde faaliyet gösteren STK temsilcilerinin, konuyla ilgili düşünce ve önerilerini kısaca kamuoyumuza duyurmak istiyoruz.
Kültür varlıklarımız tespit ve tescil ediliyor
Bilindiği gibi, son yıllarda, şehrimiz başta olmak üzere ilimiz genelinde mevcut veya yok olmuş kültür varlıklarımız, bilim adamlarımızın ve araştırmacıların yaptığı çalışmalarla ortaya çıkarılmış ve kamuoyumuz bunlardan haberdar edilmiştir. Tarih içinde şu veya bu sebeple yok olan kültür varlıklarımızın kaybı ve unutulmuşluğunun anlaşılması, doğal olarak toplumumuzun ilgili ve duyarlı kesimleri içinde tartışılmasına sebep olmuştur. Öte yandan, kaybolan söz konusu yapılardan bir kısmının vakıf statüsünde olduğunun anlaşılması, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nü de kendi mevzuatı gereği harekete geçirmiştir. Nitekim 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30. Maddesinde yer alan “Vakıf yoluyla meydana gelip de her ne suretle olursa olsun Hazine, belediye, özel idarelerin veya köy tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçmiş vakıf kültür varlıkları mazbut vakfına devrolunur” hükmü, ilgili kurum yetkililerini yasanın gereğini yerine getirmeye memur etmiştir.
Ayrıca Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 5 Kasım 1999 tarih ve 660 sayılı ilke kararında belirtilen “Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilen ve tescil edilmesine ilişkin gerekli özellikleri taşımasına rağmen elde olmayan sebeplerle tescili yapılmamış ve / veya herhangi bir nedenle yitirilmiş olan yapının, gerek kültür varlığı niteliği gerekse kültürel çevreye olan tarihsel katkıları açısından, eldeki mevcut belgelerden (yapı kalıntısı, rölöve, fotoğraf, her türlü özgün yazılı-sözlü, görsel arşiv belgesi vb.) yararlanmak suretiyle kendi parsellerinde daha önce bulunduğu yapı oturum alanında, eski cephe özelliğinde, aynı kitle ve gabaride, özgün plan şeması, malzeme ve yapım tekniği kullanılarak, kapsamlı restitüsyon etüdüne dayalı rekonstrüksiyon uygulamasının koşulsuz sağlanması” şeklindeki hükmü de, şu veya bu sebeple yok olan vakıf yapıların tescilini mecburi kılmıştır.
Taşbaşı Parkı Giresun’da ilk Türk yerleşim yeridir
Giresun Liman sahasıyla iltisaklı bulunan Taşbaşı Parkı’nın kapsadığı alanda şehrimizin ilk Müslüman Türk yerleşimine konu olduğu ve bu yüzden Yavuz Sultan Selim tarafından buraya şehrin ilk Cuma camisinin inşa edildiği; müteakip yıllarda Ömer Paşa Medresesi, Fehmiye Medresesi, Aliefendizâde Mustafa Efendi Medresesi gibi eğitim kurumlarıyla bu kurumların ihtiyacı olarak Müderris İsmail Efendi Yazma Eserler Kütüphanesi kurularak bu alanın bir külliyeye dönüştüğü tespit edilmiş, kamuoyumuz da bundan büyük ölçüde haberdar olmuştur.
Ancak Osmanlı’nın son yıllarında yaşanan savaşları, göçler ve daha başka nedenlerle bu alandaki yapılar bakım ve onarıma muhtaç hale gelmiş; ayrıca I. Dünya Savaşı yıllarında Rus Çarlık Donanmasının bombardımanıyla da büyük tahribat yaşanmıştır. Cumhuriyetin ilanını müteakip gerek medreselerin kapatılması ve gerekse şehrin yöneticilerinin buradaki yapıları onarma imkânı bulamayışları gibi nedenlerle bu alan metruk bir vaziyet almıştır. Ayrıca o günkü yetkililerin bu yapıların tarihi derinliği ve önemi hususunda yeterince bilgilendirilememiş olması da bu sahipsizliğe etki eden başka bir neden olmuştur. İşte bu yüzden söz konusu yapılar kaldırılarak boşalan alana yine
Taşbaşı Parkının vakıf yeri olduğu tespit ve tescil edilmiştir
Giresun halkının hizmetine sunulmak üzere bir mesire yeri olarak 1930-1933 yıllarında Taşbaşı Parkı inşa edilmiştir. İnşa edildiği yıllarda halkımızın teveccühüne sahne olan Taşbaşı Parkı, gerek Liman’ın inşası ve gerekse Karadeniz Sahil Yolu’nun geçişiyle önemini kaybetmeye başlamıştır. Yakın zamanda söz konusu yolun genişletilme mecburiyeti ve söz konusu alanın şehirden fiilen kopmuş olması buranın tekrar metruk bir görüntü almasına neden olmuştur. Yukarıda ifade ettiğimiz bilimsel çalışmaların ortaya çıkarmasıyla bu alanın bir vakıf mülk olduğunun tespit edilmesi, ayrıca yüzyıllarca şehrin ilim-irfan merkezi olması bakımından anı değerinin sembolik ve stratejik değerinin yüksek oluşu gibi sebeplerle Korunması Gerekli Kültür Varlığı olarak tesciline; vakıf mülk olması sebebiyle de Mazbut Vakıf statüsünde tapu tescilinin yapılmasına kanaat getirilmiş ve yasanın hükmü icra edilmiştir.
Kurumlar arası kavga görüntüsü hiç hoş olmaz
Şehrimizin tarihinde çok önemli yeri ve anı değeri bulunan bu alanın, mülkiyetinin vakıflar idaresine geçmiş olması, olumsuz bir gelişme olarak görülmemeli; ayrıca bunun üzerinden polemik üreterek Belediye-Vakıflar rekabeti oluşturma yoluna gidilmemelidir. Zira şehrimizde birçok kültür varlığının onarımını gerçekleştiren her iki kurumumuz da önemlidir, azizdir. Dolayısıyla bu tarz tartışma ve olumsuz davranışların şehrimize katkı sağlamayacağı açıktır. Bilakis söz konusu alanla ilgili yeni statünün, şehrimize nasıl bir fayda sağlayabileceği hususu üzerinde ortak akıl üretme çabası içinde olmak gerektiği bizce en uygun davranış olacaktır. İlimizi temsil eden siyaset adamlarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın, Kent Konseyi’nin, Üniversitemizin ve hatta meslek kuruluşlarımızın da görüşünü alarak Taşbaşı Parkı’nın varlığını ortadan kaldırmaksızın bu alanda yok olan tarihi mirasımızın ihyası; ortaya çıkacak yeni yapıların Kent Arşivi ve Halk Kütüphanesi gibi unsurlarla donatılması, dolayısıyla bu alanın şehrimizin Kültür Parkı haline getirilerek, ayrıca turizm destinasyonuna dönüştürülmesi de pek ala mümkündür. Karayolunun kopardığı bütünlüğün yeniden sağlanması, Osman Ağa Meydanı ile Taşbaşı Parkı arasına kurulacak estetik bir kemer köprüyle mümkün olabilir.
Kültürel mirasa vefasızlık edemeyiz
Bu temennimizin gerçekleşmesi halinde, ecdadımıza ve onların bize emanet ettiği kültürel mirasa vefasızlık durumu ortadan kalkmış olacak; bu alan temiz ve nezih bir tarihi lokasyona dönüşecek, ayrıca şehrimizin hafızası tekrar ortaya çıkarılıp hizmete sunulacaktır. Aynı mıntıkada inşa edilen otellerin varlığı da bu düşüncemizi destekleyecek mahiyette bir gelişmedir. Ülkemizin birçok yerinde örneklerine rastladığımız tarihi yerlerin kültür ve turizm sektörünün hizmetine sunulması Taşbaşı Parkı’nda yapılacak yeni planlamayla gerçekleşebilecektir.
Vakıflar Genel Müdürlüğünün yasaların amir hükümleri neticesinde ortaya koyduğu irade ile tarihi süreç içinde yaşanan tahribatları telafi imkânı doğmuştur. Ecdadımızın bizlere emanet ettiği Sultan Selim Hüdavendigar Külliyesinin yeniden gün yüzüne çıkarılması tüm Giresunluların en tabii hakkıdır. Giresun Sivil İrade Platformu (GİSİP) olarak bizim konuya bakışımız; Son günlerde Giresun Gündemini meşgul eden ve Taşbaşı adıyla maruf arazi öncelikle bir vakıf arazisidir ve hukuki olarak bu arazi üzerinde yalnızca vakıflar genel müdürlüğü tasarruf hakkına sahiptir. Biz konuyu sadece bir camii binasına indirgemeden söz konusu vakıf arazisinin altında yatan Kültürel Miras alanının, uzmanları tarafından yapılacak arkeolojik kazı ile gün yüzüne çıkarılması ve toprak altında yer aldığı değerlendirilen tarihi eserlere ait yapı malzemeleri ile şehrin aydınlarının mezarlarına ait şahide taşlarının tasnifinin yapılması ve kültürel mirasa uygun olarak yeniden inşa edilmesidir. Böylece; Kültürel Mirasın yeniden şehir halkının kullanımına sunulması çok önemli bir kazanım olacaktır ve “Her Şey Aslına Rücu Eder” sözü bir kere daha tekerrür edecektir.
Söz konusu alanla ilgili yeni statünün, yukarıda da belirttiğimiz gibi şehrimize nasıl bir fayda sağlayabileceği hususu üzerinde tüm tarafların katkı ve katılımı ile ortak akıl üretme çabası içinde olmak gerektiği bizce en uygun davranış olacaktır.
Ayrıca, milletçe idrak ettiğimiz Ramazan ayının memleketimizde hayırlara vesile olmasını temenni eder, birlik ve beraberlik bilincimizin güçlenmesini dileriz. Bu samimi temennilerimize gölge olacak beyan ve davranışlardan, kamuoyu önünde sorumluluğu bulunan herkesin özenle kaçınması, temel arzumuzdur” denildi.
SELİMİ SANİ VAKFI İLE İLGİLİ
TARİHİ ARAŞTIRMA
Değerli tarihçi Murat Dursun bey Sultan selim vakfı ile ilgili çok önemli bir araştırma yaptı Murat beyin şahsında tüm vakıf insanlarına vakıf ruhu ile selam olsun
GİRESUN YAVUZ SULTAN SELİM CAMİSİ
Belgeleri tarih sırasına göre incelediğimiz için camiye görevli atama belgesi ilk sıraya alınmıştır. Bu belge 1803 tarihlidir ve Sultan Selim Camisinin hitabetine Seyyid Hafız Ahmed Halifenin atandığı belirtilmiştir.
14 Nisan 1895 tarihli belgede ise Giresun kasabası halkının caminin tamirinin lazım geldiğine dair dilekçe verdiği ve dilekçenin de Giresun meclis idaresince evkaf nezaretine yollandığı belirtilmektedir. Evkaf nezaretince yapılan değerlendirmelerde Sultan Selim Han-ı-evvel Hazretleri vakfından olan caminin imamet ve hitabet vazifesi ile görevli bulunanların ücretlerinin Trabzon gümrüğü malından ödendiği ifade edilmiştir.
Ancak, caminin başkaca gelir getiren bir vakfiyesinin olup olmadığının araştırılması eğer böyle bir geliri yoksa bu onarımın masraflarının evkaf nezaretince yapılmasının zor olacağından bahisle durumun padişah onayına sunulması gerektiği vurgulanmıştır.
19 Kasım 1896 tarihli yazışmadan ise caminin onarımı için keşif hazırlandığı ve 175.000 kuruş keşif bedeli hesap edildiği anlaşılmaktadır.
Bu yazışmadan yaklaşık 2 sene sonraki 22 Aralık 1898 tarihli ikinci belgemizde Yavuz Sultan Selim Camisiyle ilgili daha net bilgiler bulunmaktadır. Belgede caminin onarıma ihtiyaç duyduğu yine belirtilerek Evkaf-ı Hümayun Nezaretince (Vakıflar Genel Müdürlüğü) yazışmalar yapılmıştır. Yazışmalarda caminin geliri var ise buradan tamirinin yapılması gerektiği belirtilmekle birlikte söz konusu caminin bizzat (Yavuz) Sultan Selim Han tarafından yapıldığının Sultan III. Selim zamanında verilmiş bir vesikadan kesin olarak anlaşıldığı belirtilmektedir.
Bu nedenle vakfın mazbut vakıflar[1] statüsünde olduğu ve Yavuz Sultan Selim’in Vakıflarına bağlı bulunduğu belirtilerek onarımının caminin gelirinin olup olmadığına bakılmaksızın Evkaf-ı Hümayun Nezaretince yapılacağı ancak caminin onarımı için yapılacak masraflarda aşırıya kaçılmaması ve bütçe dengelerinin gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Buna karşın 7 Mayıs 1906 tarihinde yapılan yazışmadan cami-i şerifin tamir masrafları içün hazine-i evkafda karşılığının olmadığından ve durumun padişah onayına sunulması gerektiğinden bahsediliyor olması aradan geçen zaman içinde caminin onarımının halen yapılamadığını göstermektedir. Zira Giresun ahalisinden Ahmed Turan imza ve mühriyle virilen arzuhalde cami-i şerifin harabiyetinin arttığından ve içerisinde namaz kılınamayacak hal aldığı ve acilen onarımının yapılması gerektiği bildirilmişt
Bunun üzerine 29 Ağustos 1906 tarihinde cami-i şerifin ziyadesiyle tamire muhtaç olduğu ve vakıf gelirleri de olmadığından hayır yapısının tamirinin evkaf-ı hümâyûn hazinesi büdçesinden yapılması ve gerekli masrafın bildirilmesi istenmiştir.
[1]Mazbut Vakıf: “Yönetimi, devlet tarafından ele alınmış vakıf “olarak tanımlanmaktadır. Bunlar, Osmanlı Devleti döneminden kalan vakıflardır. Bunların arasında aile vakıfları, cemaat vakıfları ve hanedan vakıfları vardır. cumhuriyet döneminde çıkarın vakıflar kanunu ile gerekli niteliklere sahip olmayanlar mülhak vakıflar adı altında eritilmiştir.
5737 Sayılı Vakıflar Kanunu uyarınca; Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflara “Mazbut Vakıf” denilmektedir.
Bu nedenle vakfın mazbut vakıflar[1] statüsünde olduğu ve Yavuz Sultan Selim’in Vakıflarına bağlı bulunduğu belirtilerek onarımının caminin gelirinin olup olmadığına bakılmaksızın Evkaf-ı Hümayun Nezaretince yapılacağı ancak caminin onarımı için yapılacak masraflarda aşırıya kaçılmaması ve bütçe dengelerinin gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Belgelerde bahsedilen Yavuz Sultan Selim Camisinin kiliseden çevrilme bir cami olduğu yönünde bilgiler bulunmaktadır. Söz konusu cami 1930’larda yıkılarak yerine park yapılmıştır. Parkın adı “Taşbaşı Parkı”dır. Caminin de net olarak göründüğü fotoğraflar incelendiğinde caminin haziresinde kabristanlarda görünmektedir. Maalesef tarih kıyımından bunlar da kurtulamamıştır.im
Vaktiyle caminin olduğu yerin ilk ve şimdiki hali, Taşbaşı Parkı.
Belgelerin okunmasındaki katkılarından dolayı Osmanlıca Tarih Edebiyat Grubu üyelerinden Zafer Şık, Bekir Turan, Ehlibeyt Bendesi, Murat Özgüngör, Mustafa Demirel, Hasan Abaz, Mehmet Kahramanoğlu, Turan Kılıçaslan, Haydar Enes Egesel, Yunus Emre Yıldız ve Rümeysa Odabaş’a ve fotoğraflar ile verdiği bilgiler için Hüseyin Gazi Menteşeoğlu’na çok teşekkür ederim.
Saygılarımla,
Murat Dursun Tosun
Giresun’da bulunan Sultan Selim Camii hitabet görevinin Seyyid Hafız Ahmed Halife’ye tevcihi İzn-i hümayunum olmuştur.
Arz-ı bende-i bi-miktarı oldur ki; Şevketlü, kerametlü, mehabetlü, kudretlü, veli-nimetim efendim Padişahım,
Giresun’da vaki merhum mağfiret nişân Sultan Selim Han tabe-serahu cami-i şerifinin hitabeti mahlul olmağla erbab-ı istihkakdan Seyyid Hafız Ahmed Halifeye sadaka buyurulmak ricasına Giresun Kadısı arz etmekle balası izn-i hümayûnum olmuşdur deyu hatt-ı hümayun inayet makrunlarıyla tezyin buyurulmak babında emr ü ferman şevketlü, kerametlü, mehabetlü, kudretlü, veli-nimetim efendim padişahımı
Nezaret-i Evkaf-ı Hümayun Mektûbi Kalemi Aded 43
Huzur-ı meal-i mevhur cenâb-ı sadâret-penâhiye
Maruz-ı çaker-i kemineleridir ki
Giresun kasabasının sahil-i bahri (deniz kıyısı) cihetinde kain cami-i şerifin ta’miri istid’asına dair kasaba-i mezkûre ahalisi tarafından tanzim olunup meclis idare-i kazadan ba-mazbata irsal kılınmış olan mahzar manzur-ı âlî buyuruldukdan sonra leffen irsal kılındığı ve cami-i şerif-i mezkûrun varidat-ı vakfiyyesi (vakıf gelirleri) var ise andan ta’mirinin icra ve olmadığı halde keyfiyyetin arz-ı atabe-i ûlya kılınması şeref-sadır olan irade-i seniyye-i cenâb-ı padişahî iktiza-yi âlîsinden olduğu mabeyn-i hümayun baş kitabet-i celilesinin 21 Kanun-i-evvel Sene (1)307 tarihli tezkere-i hususiyesiyle tebliğ ve iş’ar olunması üzerine icra kılınan tedkikat ve mahalliyle cerayan iden muhaberat neticesinde cami-i şerif-i mezkûr cennet-mekân Sultan Selim Han-ı-evvel Hazretleri vakfından olduğu ve imamet ve hitabet vazifesi Trabzon gümrüğü malından almak üzere maliye hazinesi celilesince mukayyed (kayıtlı) ve vakfı mezbur dahi hazine-i maliyeden mazbut bulunduğu anlaşılmasıyla cami-i şerif-i mezkûrun maliye hazinesi celilesince ta’miri lazım geleceğine dair sebk iden iş’ara cevaben maliye nezaret-i celilesinden varid olan 25 Kanun-i-evvel sene (1)310 tarih ve üçyüzyirmiiki numerolu tezkerede hakan-ı müşarün-ileyhin zikr olunan cami-i şerifleri evkafı hasılatı hakkında mahallince ve bunun mazbutiyetine dair hazine-i celilece kayd ve malumad olmayub bu halde cami-i şerifin hazine-i celilece ta’miri lazım gelmeyeceğinden masarıf-ı inşaiyesinin hazine-i evkaf-ı hümâyûnca tesviyesi iş’ar olunmakdan naşi keyfiyyet meclis idare-i evkafa lede’l-havale cennet-mekân müşarün-ileyh hazretlerinin ekser evkaf hasılatı maliye hazinesi celilesince mazbut olub hazine-i celilece mazbutiyeti yukaruda arz olunduğu üzere muhaberât ve tedkikat-ı cariyeye müstened olan (bir şeye dayanan, sened kabul edilen) cami-i şerif-i mezkûr vakfının varidatı dahi bu meyanda hazine-i celilesince mazbut olması melhuz-ı kavi (kuvvetli ihtimal) olmasına göre hazine-i celilece vakıfları mazbut olan hayrat-ı şerifenin hademesi vezaifi hazine-i celilece ifa olunmakda olduğu misillü hayratın ta’miratı dahi hazine-i celile-i maliyeden icra olunmak muktezi bulunmasına nazaran emsali vechile cami-i şerif-i mezkûrun hazine-i celilece ta’miri zımnında nezaret-i müşarün-ileyhaya tebligat-ı samiye icra ve şayed cami-i şerif-i mezkûrun maliye hazine-i celilesince de istifa olunur (alınabilir) varidatı olmadığı katiyyen tebeyyün ider ise o halde ber mücib irade-i seniyye hazret-i hilâfet-penâhi keyfiyyetin arz-ı atabe-i ulya kılınması hususunun huzur-ı sami-i cenâb-ı sadâret-penâhilerine arzı meclis-i mezbur kararıyla masarıfat idaresinden ifade olunmağın ol-babda emr ü ferman hazret-i veliyyü’l-emrindir. Fi 16 Şevval Sene (1)312 ve fi 30 Mart Sene (1)311 Nazır-ı Evkaaf-ı Hümâyûn Bende
Nezaret-i Evkaf-ı Hümâyûn Mektûbî Kalemi Aded 536
Huzur-ı meal-i mevfur cenâb-ı sadâret-penâhiye
Marûz-i çaker kemineleridir ki
Giresun kasabasının sahil-i bahr cihetinde kain cami-i şerifin ta’miri istid’asına dair kasaba-i mezkûre ahalisi tarafından tanzim olunub meclis idare-i kazadan ba-mazbata irsal kılınmış olan mahzar manzur-ı âlî buyurularak cami-i şerif-i mezkûrun varidat-ı vakfiyyesi (vakıf gelirleri) var ise andan ta’mirinin icra ve olmadığı halde keyfiyyetin arz-ı atabe-i ulya kılınması şeref-sadır olan irade-i seniyye-i hazret-i padişahi iktiza-yı alisinden bulunduğundan bu babda evvel ve ahir icra kılınan tedkikat ve mahalliyle ve maliye nezaret-i celilesiyle cereyan iden muhaberat neticesi cami-i şerif-i mezkûrun cennet-mekân Sultan Selim Han-ı-evvel Hazretleri vakfından olarak imamet ve hitabet vazifesi Trabzon Gümrüğü malından verilmek üzere maliye hazinesince mahsus ve mukayyed ve vakf-ı mezbur dahi hazine-i müşarun-ileyhaca mazbut olduğunu göstermekde idiğü ve binaenaleyh ta’mirat-ı merkûme hazine-i celile-i maliyeye aid olacağı 10 Ağustos Sene (1)311 tarih ve ücyüzyirmidokuz numerolu tezkere-i acizi ile huzur-ı saami-i sadâret-penâhilerine arz olunmuş idi. Nezaret-i müşarun-ileyhadan gelen 13 Haziran Sene (1)312 tarih ve yüzyirmiiki numerolu tezkerede hakan-ı müşarun-ileyh hazretleri cami-i şerif hademesi vezaifi müşarun-ileyh hazretlerinin avan-ı salnatlarında (saltanat zamanlarında) Trabzon valiliğinde bulunan merhum Kasım Beğ evkafı tarafından tahsis idilüb cami-i şerif-i mezkûrun varidat-ı vakfiyyesi olmadığı mahalliyle bi’l-muhabere anlaşıldığı ve bu misillü varidat-ı vakfiyyesi hazine-i maliyeden mazbut olmayan hayrat-ı şerife masarif-i ta’miriyyesinin maliye muvazenesinde karşılığu olmayub muvazene haricinde akçe sarf olunmaması da mukteza-yı irade-i seniyyeden bulunduğu beyanıyla cami-i şerif-i mezkûrun ber-muceb-i keşf-i masarıf-ı ta’miriyyesi olan yüzyetmişbeşbinsekizyüz küsur guruşun bu makule varidat-ı vakfiyyesi olmayan hayrat-ı şerife ta’miratı hakkında şimdiye kadar ne yapılmakda ise de bunun da ana tevfikan tesviyesi beyan ve iş’ar olunmakdan naşi keyfiyyet meclis-i idare-i evkafa lede’l-havale vakf-ı mezkûrun evkaf-ı hümâyûn hazinesince varidatı olmadığı gibi hazine-i celile-i maliyece de bir gûna varidatı olmadığı maliye nezaret-i celilesinden iş’ar olunmakda olmasına ve cami-i şerifin varidatı olmadığı halde keyfiyyetin arz-ı atabe-i ulya kılınması ber-vech-i muharrer hükm-i irade-i seniyye-i hazret-i hilafet-penâhiden bulunmasına nazaran keyfiyyetin huzur-ı sami-i cenâb-ı nezâret-penâhilerine arzı ifade olunmağın ol-babda emr ü ferman hazret-i veliyyü’l-emrindir. Fi 4 Cemaziye’l-ahire Sene 1314 ve fi 29 Teşrin-i-evvel Sene 1312 Nazır-ı Evkaf-ı Hümâyûn Bende Galib
Giresun kasabasının sahil cihetindeki Sultan Selim Han-ı Evvel Hazretleri Camii’nin tamiri.
Hû
Nezaret-i Umur-ı Dahiliye Muhasebe-i Umumiye / Aded 1995
Marûz-i çaker-i kemineleridir ki,
Şeref-varid olan ikibinsekizyüzsekseniki numerolu ve 7 Teşrin-i-sani Sene 1312 tarihli tezkere-i samiye-i sadaret-penâhilerinin ariza-i cevabiyesidir. Mukaddema şeref-varid olan 8 Rebiü’l-evvel Sene 1313 tarihli tezkere-i samiye-i fehimaneleri üzerine bi’l-muhabere Trabzon vilayet-i aliyyesinden alınan tahrirat-ı cevabiye ile melfufatında Giresun kasabasının sahil-i bahr-i cihetinde ve hal-i harabda bulunan Sultan Selim Han-ı evvel hazretleri Cami-i Şerifi hademesi vezaifi müşarün-ileyh hazretlerinin avan-ı saltanatında (saltanat zamanında) Trabzon valiliğinde bulunan merhum Kasım Beğ evkafı tarafından tahsis edilüb camii şerifi mezkûrun varidat ve vakfiyyesi olduğu iş’ar olunmuş ve bu gibi hasılat ve vakfiyyesi hazine-i celileden mazbut olmasına hayrat-ı şerife masarıf-ı tamiriyesinin maliye muvazenesinde karşuluğu olmadığı ve muvazene haricinde akçe sarf olunmaması muktezayı irade-i seniyye-i cenâb-ı hilafet-penahiden bulunduğu cihetle hazinece tesviyesi mümkün olamayacağından cami-i şerif-i mezkûrun ber-muceb-i keşf masarıf-ı tamiriyesi olan yüzyetmişbeşbin-sekizyüzellibeş guruşun bu makule varidat-ı vakfiyyesi olmasına hayrat-ı şerife tamiratı hakkında şimdiye kadar evkaf-ı hümayun hazinesince ne yapılmakda ise ana tevfikan tesviyesi tabii bulunmuş olduğuna ve cami-i şerif-i mezkûrun varidat-ı vakfiyyesi olmadığı halde keyfiyyetin arz-ı atabe-i ulyâ kılınması hakkında şeref-sadır olan irade-i seniyye-i hazret-i padişâhiye meblağ-ı tezkere-i hususiyenin hazine-i müşarun-ileyha nezaret-i celilesine irsal buyrulmuş olmasına göre icabının ifası evrakının leffiyle 13 Haziran Sene 1312 tarihinde nezaret-i müşarun-ileyhaya tebliğ olunduğu kayden anlaşıldığı muhasebe-i umumiye-i maliyeden ifade kılınmağın ol-babda emr ü ferman hazret-i veliyyü’l-emrindir. Fi 29 Ramazan Sene 1314 ve fi 19 Şubat Sene (1)312 Maliye Nazırı Bende
Giresun kasabasında Sultan Selim Han-ı Evvel hayratından olan caminin varidat-ı vakfiyesi varsa onunla tamiri yoksa gereğinin yapılması.
Hû
Nezaret-i Evkaf-ı Hümâyûn Mektûbî Kalemi Aded 628
Huzur-ı meâli-mevhur-ı cenâb-ı saderet-penâhiye
Marûz-i çaker-i kemineleridir ki
Giresun kasabasında sahil-i bahr (deniz kıyısı) cihetinde cennet-mekân Sultan Selim Han-ı evvel hazretlerinin (1. Selim “Yavuz Sultan Selim”) cümle-i hayrat-ı şerifesinden olub varidat-ı vakfiyyesi var ise andan ta’mirinin icra ve olmadığı halde keyfiyyetin arz-ı atabe-i ulya kılınması mukteza-yı irade-i seniyye-i cenâb-ı hilâfet-penâhiden olan cami-i şerif vakfının evkaf-ı hümayuna hazinesince varidatı olmadığından bahisle hazine-i celile-i maliyece lüzum-ı ta’mirine dair sebk iden arz ve iş’ara cevaben cami-i şerif mezkûrun maliye hazine-i celilesince varidat-ı vakfiyyesi olmayub bu gibi hasılatı hazine-i celileden mazbut olmayan hayrat-ı şerife ta’miri masarifiyyesinin ise maliye muvazenesinde karşıluğu olmasına ve muvazene haricinde akçe sarfının ba-irade-i seniyye-i hazret-i hilâfet-penâhi mahviatına binaen hazine-i maliyece tesviyesi mümkün olamayacağı cihetle cami-i şerif-i mezkûr masarıf-ı ta’miriyyesinin bu makule varidat-ı vakfiyyesi olmayan hayrat-ı şerife ta’miratı hakkında şimdiye kadar evkaf-ı hümayun hazinesince ne yapılmakda ise ana (ona) tevfikan tesviyyesi tabii bulunduğu ve cami-i şerif-i mezkûrun varidat ve kaziyyesi olmadığı halde keyfiyyetin arz-ı atabe-i ulyâ kılınması hakkındaki irade-i seniyye-i cenâb-ı hilâfet-penâhiyi meblağ-ı mezkûre-i husususiyye hazine-i evkafa irsal kılınmış olduğu maliye nezaret-i aliyyesinden alınan tezkere-i cevabiyede arz ve iş’ar olunduğu beyan-ı alisiyle ifa-yımuktezası hakkında şeref-varid olan 3 Mart Sene (1)313 tarihli tezkere-i samiye-i cenâb-ı sadâret-penâhileri meclis idare-i evkafa lede’l-havale mukaddema dahi arz ve iş’ar kılındığı üzere cami-i şerif-i mezkûr cennet-mekân müşarün-ileyh hazretleri vakfından olmak üzere mütearif (bilinen) ve buna da ol-babda mahallinde mahfuz olan binikiyüzellisekiz tarihli defter mucibince zaman-ı saltanatlarında Trabzon vilayeti dahilinde bulunan ve dairesi mensubundan olan Kasım Beğ evkafının cami-i şerif-i mezkûra merbutiyyeti dal bulunduğu ve ma’lumat-ı mahalliye de bu merkezde olduğu gibi cami-i şerif-i mezkûr hademesine cennet-mekân Sultan Selim Han-ı salis (üçüncü) hazretleri zaman-ı saltanatlarında virilüb mahallinden irsal kılınmış olan berât müeddası da cami-i şerif-i mezkûrun müşarün-iley Sultan Selim Han-ı evvel hazretleri (Yavuz Sultan Selim) vakfından olduğu te’yid edilmiş ve vakf-ı müşarün-ileyh ise maliye hazinesinden mazbut bulunmuş olduğuna ve hakan-ı müşarün-ileyh hazretleri vakfının ol-babda tanzim ve leffen takdim kılınan pusulada dahi natık olduğu vechile mahsusat-ı ma’lume meyanında bulunan ma’lume bedeli yüzyirmidörtbinbeşyüzyetmiş guruşdan ibaret olduğu halde Der-saadet’deki hayrat-ı şerifesi hademesi vezaifle masarif-i sairesi üçyüzelliüçbinsekizyüzelliyedi guruş otuzbeş paraya baliğ olmakda ve şu halde hazine-i evkafça bedel-i mezburdan ikiyüzyirmidokuzbinikiyüzsekyedi guruş fazla sarfiyyat vuku’u bulunmakda idiğüne ve bu babdaki irade-i seniyye-i hazret-i hilâfet-penâhiye nazaran suret-i halin arz-ı atabe-i ulya kılınmak üzere cevaben huzur-ı sami-i cenâb-ı sadâret-penâhilerine arzı meclis-i mezbur ile masarifat idaresinden ifade olunmağın ol-babda emr ü ferman hazret-i men-lehü’l-emrindir.
Fi 16 Recep Sene 1316 ve fi 18 Teşrin-i-sani Sene 1314
Nazır-ı Evkaf-ı Hümâyûn Bende
Sultan Selim Han-ı Evvel Hazretleri’nin hayrat-ı şerifesinden Giresun’da kain cami-i şerifin masarıf-ı tamiriyesinin keşf edilerek inbası.
Hû
Nezaret-i Evkaf-ı Hümâyûn Mektûbî Kalemi Aded 194
Huzur-ı Sami-i Cenâb-ı sadâret-penâhiye
Marûz-i çaker-i kemineleridir ki
Cennet-mekân Sultan Selim Han-ı-evvel Hazretlerinin cümle-i hayrat-ı şerifesinden olmak üzere Giresun kasabasında bulunub varidat-ı vakfiyyesi (vakıf gelirleri) var ise anınla ta’miri ve olmadığı halde keyfiyyetin atabe-i ulya-ya arzı irade-i seniyye-i cenâb-ı hilâfet-penahi iktizâ-yi âlisinden bulunan varidat-ı vakfiyyesi olmadığı ba-tezkere arz olunan cami-i şerifin hazine-i evkafça münasib karşuluk bulunarak ta’miri ve mümkün olamadığı halde ber-mantuk emr ü ferman u hümâyûn-ı şahâne icra-yı icabı lazım geleceği cevaben şeref-varid olan 10 Kanun-i-evvel Sene (1)314 tarih ve beşyüzdokuz numerolu tezkere-i samiye ile iş’ar buyurulması üzerine cami-i şerif-i mezkûrun masarıf-ı ta’miriyesi içün hazine-i evkafça karşuluk olmadığından keyfiyyetin atabe-i ulya kılınması (padişah onayına sunuması) hakkında makam-ı nezaretden takdim kılınan 13 Şubat Sene (1)314 tarihli tezkere üzerine henüz bir iş’ar vuku’u bulmamış ve bukere kasaba-i mezkûre ahalisinden Ahmed Turan imza ve mühriyle virilen arz-ı halde cami-i şerif-i mezkûrun tezayüd-i harabi (harabiyeti arttığından) derununda (içerisinde) eda-yı salat idilemeyecek (namaz kılınamayacak) bir dereceyi bulduğu beyan olunmuş olduğundan keyfiyyetin huzur-ı sami-i cenâb-ı sadâret-penâhilerine arzı meclis-i idare-i evkafdan ifade kılınmağın ol-babda emr ü ferman hazret-i veliyyü’n-emrindir. Fi 7 Rebiü’l-evvel Sene 1324 ve fi 18 Nisan 1322 (1 Mayıs 1906) Nazır-ı Evkaf-ı Hümâyûn Bendeimage015
Hû
Zikr olunan cami-i şerifin ziyadesiyle muhtac-ı ta’mir olduğu ve varidat-ı vakfiyesi olmadığı beyan ve iş’ar olunmakda olduğundan bi-kudret evkafa aid mebani-i hayriyyenin ta’miri içün evkaf-ı hümâyûn hazinesi büdçe(ye) dahil olan mebaliğden tesviyesiyle cami-i şerifin ta’miri mümkün olacağına nazaran mikdar-ı masarıfının ale’l-usul bildirilmesine dair cevab…Fi 9 Recep Sene (1)324 (29 Ağustos 1906)
[1]Mazbut Vakıf: “Yönetimi, devlet tarafından ele alınmış vakıf “olarak tanımlanmaktadır. Bunlar, Osmanlı Devleti döneminden kalan vakıflardır. Bunların arasında aile vakıfları, cemaat vakıfları ve hanedan vakıfları vardır. cumhuriyet döneminde çıkarın vakıflar kanunu ile gerekli niteliklere sahip olmayanlar mülhak vakıflar adı altında eritilmiştir.
5737 Sayılı Vakıflar Kanunu uyarınca; Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflara “Mazbut Vakıf” denilmektedir.