Değerli okurlarım,
Ne kadar önemli değil mi belleğimiz?
Hiç şüphesiz!
İnsan belleği, dıştan gelen bilgileri alan, bunları beyinde saklayan ve gerektiği zaman ortaya çıkaran bir sistemdir. Bu sistem çalıştığı sürece bir sıkıntı yaşamıyoruz. Fakat günümüzde sıkça rastlanan bir hastalık varsa, işte o takdirde bu sistem bozuluyor.
Evet, insana kendini dahi unutturan, “Ben kimim?” diye bile sorgulatan “demans” hastalığından bahsediyorum.
Demans, tek bir hastalık değil; hafıza, düşünme, karar verme ve günlük aktiviteleri gerçekleştirme yeteneğini engelleyen zihinsel işlev bozukluklarının genel adı.
Çoğu zaman yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görülse de, demans beynin nöron kaybı ve iletim yollarının zarar görmesiyle seyreden bir rahatsızlıktır. Maalesef artık dünya genelinde ve ülkemizde oldukça yaygın hale geldi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre küresel ölçekte 57 milyonun üzerinde demans hastası bulunmakta olup, her yıl yaklaşık 10 milyon yeni vaka eklenmektedir ki bu kuşkusuz çok büyük bir sayıdır.
Peki bu hastalıkta neden bu kadar artış var? Yaşanmışlıkların üzerine bu konuda biraz araştırma yapınca şu bilgilere ulaştım.
Demans vakalarındaki hızlı artış tek bir sebebe değil, toplumsal, biyolojik ve çevresel faktörlerin birleşimine dayanıyor:
*Günümüzde ortalama yaşam süresinin uzaması bu rahatsızlık için en büyük risk faktörü olmaktadır.
Tıp alanındaki gelişmeler ve yaşam koşullarının iyileşmesiyle küresel ortalama ömür uzamıştır. 65 yaş üzeri nüfus arttıkça, demans görülme oranı da paralel olarak yükselmektedir.
*Yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol ve obezite gibi damar sağlığını bozan durumların beyin dokusuna giden kan akışını engellemesi de demans riskini ciddi oranda artırmaktadır.
*Fiziksel aktivite eksikliği, yani hareketsiz yaşam, işlenmiş gıda ağırlıklı beslenme ve obezite, beyin hücresi kayıplarını ve protein birikimlerini hızlandırmaktadır.
*Yalnızlık, zihni aktif tutacak aktivitelerden uzak bir yaşam tarzı, beynin yedek kapasitesini zayıflatarak hastalığa karşı savunmasız bırakmaktadır.
*Sigara ve alkol kullanımının yanı sıra uzun süreli hava kirliliğine maruz kalmanın da beynimizde nöronların işlevini kaybederek ölümünü tetiklediği bilinmektedir.
*Eskiden "yaşlılığın getirdiği doğal bir unutkanlık" olarak görülen ve gözden kaçan vakalar, günümüz tıp teknolojisi ve nörolojik görüntüleme yöntemleri sayesinde artık çok daha erken ve doğru şekilde teşhis edilmektedir.
Şimdi de demans rahatsızlığının en yaygın nedenlerine bir bakalım:
1-) İlk sırada Alzheimer hastalığı geliyor. Araştırmalara göre demans vakalarının %60-80'ini oluşturuyor.
2-) Beyin damarlarında tıkanıklık veya hasar nedeniyle beynin kan ve oksijen beslemesinin yetersiz kalması sonucu gelişiyor.
3-) Beyin hücrelerinde anormal protein kümelerinin birikmesiyle oluşur; hafıza kaybının yanı sıra halüsinasyonlar ve hareket bozuklukları da görülebilir.
4-) Beynin ön ve yan loblarındaki hasar nedeniyle genellikle davranış, kişilik değişikliği ve dil bozuklukları ile kendini gösterir.
Peki, demans ne gibi bir süreçten geçiyor ve belirtileri nelerdir?
Demans kademeli olarak ilerleyen bir hastalıktır. Süreç genellikle üç aşamada inceleniyor:
1-) Yeni bilgileri öğrenmede zorluk, sık kullanılan nesnelerin adını unutma, zaman ve mekân algısında hafif kaymaların olduğu “erken evre”.
2-) Tanıdık kişilerin isimlerini unutmama, karmaşık görevleri yapamama, kaybolma riski, kişisel bakımda zorlanma ve ruh hali değişimlerinin olduğu “orta evre”.
3-) İletişim kurma yeteneğinin kaybı, fiziksel hareketlerin kısıtlanması, yakın geçmişin yanında uzak geçmişin de silinmesi ve tam bağımlılık hâlinin olduğu “ileri evre”.
Çok değerli okurlarım, bugünkü etkileşimimizin sonuna yaklaşırken demansın tanısı ve tedavisinden de biraz bahsedelim:
Maalesef demansı tamamen ortadan kaldıran veya geri döndüren bir tedavi yöntemi henüz mevcut değildir. Ancak erken tanı, sürecin yavaşlatılması ve yaşam kalitesinin korunması açısından kritik öneme sahiptir.
Demans başlangıcı; yakın döneme ait olayların unutulması, günlük rutin işleri yapmakta zorlanma, doğru kelimeyi bulamama, zaman ve mekân karışıklığı ve ruh halindeki ani değişimler gibi belirtilerle anlaşılır. Bu ipuçları günlük yaşamı ve işlevselliği olumsuz etkilemeye başladığında mutlaka bir uzmana başvurmak gerekir. Erken tanı her hastalık için olduğu gibi demans için de çok önemlidir.
Peki, nasıl bir tedavi uygulayacağız, ne yapacağız?
*Beynimizin sinir ileticilerini düzenleyerek semptomların kontrolüne yardımcı olan bazı ilaçlar var. Doktor kontrolünde kullanılır.
*Zihinsel egzersizler, bellek oyunları ve sosyal etkileşim beynin öğrenme, kendini yeniden organize etme ve yeni sinir bağlantıları kurma yeteneğini destekler.
*Akdeniz tipi beslenme, düzenli aerobik egzersiz, kaliteli uyku ve yüksek tansiyon/diyabet kontrolü gibi yaşam tarzımızda yapacağımız düzenlemeler demans riskini düşürmede ve sürecin seyrini olumlu etkilemede en etkili adımlardır.
Sonuçta en önemli sağlığımız kuşkusuz. Kendimizi kollayalım. Onu koruyalım. O olmazsa hiçbir şey olmuyor.
Ne güzel bir atasözümüz var:
“Sağlık gibi dost, hastalık gibi düşman olmaz.”
Ve nihayet bugünkü etkileşimimizin sonunda demans ile ilgili yeni müzik eserim hakkında okurlarıma ve dinleyicilerime bilgi vermek istiyorum.
Şüphesiz ki, demans hastalığı; sadece anıları ve isimleri değil, insanın kendine dair bildiği her şeyi sessizce alıp götüren zorlu bir yolculuk.
Bu hastalığa dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak istediğim yeni sosyal sorumluluk projem "Ben Kimim?”, hafızanın karanlığında kaybolan hayatlara, "Dünüm yoksa da bende, yarını ben çizerim" diyerek tutunmaya çalışan her bir yüreğe ve onların yanındaki gizli kahramanlara bir ses olmak için hazırlandı.
Unutmanın gölgesinde yalnız olmadığımızı hatırlatmak ve demans konusunda toplumsal bir farkındalık meşalesi yakmak için, bu yeni eserimi sizlerle buluşturuyoruz.
Siz de dinleyin, paylaşın ve unutulmaya yüz tutan hikâyelerin sesi olun.
Sözlerini yazıp, bestesini ve düzenlemesini yaptığım “BEN KİMİM?” adlı eserim 24 Ekim 2026 Cumartesi günü tüm dijital platformlarda yayına giriyor.
Sağlıkla kalın, sağlıkla yaşayın inşallah.