
GTO'nun Gebze’nin Bayram Çöreği: Bir Kültürel Mirasın Tadı
Türkiye’nin dört bir yanında, yöresel lezzetler ve gelenekler kültürel zenginliğimizin temel taşlarını oluşturur. Bu zengin mozaikte Gebze, tarihî ve kültürel geçmişiyle dikkat çeken bir yerleşim yeri olmasının yanı sıra, damak çatlatan Bayram Çöreği ile de anılır.
Bayram Çöreği, adından da anlaşılacağı üzere, özellikle bayram günlerinde sofraları süsleyen, bir araya gelmenin ve paylaşmanın bir simgesi haline gelmiş geleneksel bir tatlıdır. Kökeni yüzyıllara dayanır ve her bir tarif, ailelerden ailelere geçen sırlar ve yöresel dokunuşlarla farklılık gösterir.
Bu çöreğin yapımında kullanılan malzemeler, Gebze’nin yerel ürünlerinden esinlenir. İçinde genellikle un, süt, tereyağı, yumurta, şeker ve aromatik baharatlar bulunur. Ancak bu malzemeleri benzersiz kılan, tarifin yapılışında kullanılan geleneksel yöntemler ve çözümleme teknikleridir. Özellikle hamurun yoğurulmasındaki incelik, fırın sıcaklığı ve pişirme süresi gibi ayrıntılar, çöreğin mükemmel dokusuna ve eşsiz tadına ulaşmasını sağlar.
Gebze Bayram Çöreği, yalnızca bir tatlı değil, aynı zamanda bir araya gelmenin ve beraberliğin somut bir ifadesidir. Bu lezzeti tatmak ve onu hazırlarken büyüklerin el emeğine tanıklık etmek, insanları geçmişle buluşturur. Genç kuşaklar için ise bu çörek, kültürel mirasın tadına varmanın özel bir yoludur.
Sonuç olarak, Gebze’nin Bayram Çöreği, hem tat hem de tarih taşıyan bir kültürel semboldür. Her bayramda sofraları süslerken, aynı zamanda geçmişle bugün arasında tatlı bir köprü kurar. Bu eşsiz tat, Gebze’nin zengin mutfağının unutulmaz bir parçası olarak yaşatılmayı hak ediyor.
.jpg)
GEBZE GAZETESİ CANLI HABERDE GTO BAŞKANI ABDURRAHMAN ASLANTAŞ BİLGİ VERİYOR
https://www.facebook.com/share/v/1Gq7GYKGWx/?mibextid=wwXIfr
GTO BAYRAM ÇÖREĞİ İKRAM ETTİ
Gebze'nin tescilli tek coğrafi işaretli marka Değeri “Gebze Bayram Çöreği“ GTO tarafından ramazan bayramı dolayısı ile Gebze tarihi Çoban Mustafapaşa Külliyesi'nde dağıtıldı.GTO başkanın Abdurrahman ASLANTAŞ www.gebzegazetesi.com CANLI yayında bilgi verdi.
GTO BAŞKANI CANLI YAYINDA KONUŞUYOR
https://www.facebook.com/share/v/1DAN33nfYA/?mibextid=wwXIfr
Kocaeli'nin Coğrafi İşaret almış ürünlerimizden biri olan Gebze Bayram çöreğinin tarihçesi ile ilgili GTO meclis üyesi Cenk Ataman Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com canlı yayınında bayram çöreğini Gebze'de ilk üreten Fahri Usta'nın torunu ile ilgili açıklama yaptı.

GEBZE BAYRAM ÇÖREĞİ'NİN TARİHÇESİ
Gebzenin önemli kültürel değeri olan Gebze bayram çöreği bu yılda Gebze ve bölgesindeki halk ile buluşturruluyor. Gün yüzüne çıkarılan bu önemli değerlerimiz bu yılda devam edildi . Gebze Bayram Çöreği nasıl yapılır önemi nelerdir, sizlere sunuyoruz.
Kel Tatar lakaplı Fahri Usta’nın bayram günleri yapmış olduğu Gebze Bayram Çöreği buğday unu, çavdar unu, maya, su, ekşi hamur, margarin, anason, tuz, toz şeker, toz çekilmiş tarçın, toz çekilmiş karanfil, toz çekilmiş damla sakızı kullanılarak üretilir. Gebze Bayram Çöreği 28.05.2021 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmiş ve coğrafi işaret almıştır.
Ürünün diğer çöreklerden farkı anason içermesi ve sadece dini bayramların arife günlerinde yapılmasıdır.nGebze Bayram Çöreği, Gebze’nin yakın kültürünü yansıtan manavların dini bayramlardan bir gün öncesinde fırınlardan çok sayıda aldıkları bir ekmek çeşididir. Sadece arife günlerinde çıkması nedeniyle çok sayıda alınan çörek hem eve gelen misafirlere sunulmakta hem de misafirliğe giderken ikram edilmek üzere götürülmektedir.
(Haberin kaynağı: https://www.gebzegazetesi.com/gundem/gebzenin-kultur-degeri-gebze-bayram-coregi-h43339.html)
Ramazan Bayramı ve Çocukluk Anılarımız
İnsan hatıraları ile yaşar. Anılar insana güç kuvvet ve heyecan verir. Keşke hatıralarımızı yazabilsek kitap, roman ve belgesel film haline getirebilsek.
Rahmet ve bereket ayı bir Ramazan-ı Şerif’i daha geride bırakıyoruz. Bayram arifesindeyiz. Ramazan bayramının coşkulu her şeye rağmen güzel geçirelim.
Peki veda etmeye hazırlandığınız Ramazan Ayını layıkıyla yaşayabildik mi? Bu soru her yıl sorduğumuz ama cevabını bir türlü alamadığımız bir soru. Ne yazık ki bu yılda gösterişli, şatafatlı iftar sofralarından uzak durulmadı, İsrafın önüne yazık ki geçtiğimiz söylenemez. Şartlar ne olursa olsun, Ramazanın başı ve sonundaki günü mutlaka evimde ailemle iftar yapmaya ayırırım. Yapılan iftar davetlerini mümkün mertebe katılır dost ve arkadaşlarla sohbet etme imkanın olur. İftar sofraları dostlar geçidine dönüyor. İftar öncesi ve sonrası bir çok dostla sohbet ediyoruz.
ŞEHR-İ RAMAZANA VEDA ETTİK
Ramazan bayramını coşku ile karşılamaya hazırlanıyoruz, ramazana veda etmenin hüznünü bir arada yaşıyoruz. Ramazanın en güzel tarafı imkanlarımız ölçüsünde fakirlere yardım edip, muhtaçları hatırladık. Ramazanda özetle maddi ve manevi huzur ve mutluluğu bir arada yaşadık. Sahur’a kalkmak, günü hiç bir şey yiyip içmeden oruç tutmak, akşam iftar sofrasında manevi duygular yaşamak, teravih namazı kılarak, Ramazan sohbetlerinde güzel dost ve arkadaşlarla paylaşmak ne kadar keyifli. Bu keyfi ve ramazan kültürünü fırsat bilerek, doya doya yaşayabiliyor muyuz? Ben kendi adıma her sene Ramazan kültürünü doya doya yaşamak çocukluk yıllarımdaki Ramazan coşkusunu kendi benliğimde yaşatmaya çalışıyorum. O çocukluk yıllarımda Ramazan’a hazırlık, babamın katırla pazardan ramazan alışverişi yapmasını daha dün gibi hatırlıyorum. Ramazan için hazırlık bam başka olurdu. Bütün işler ev hayatı ramazanın gelişine hazırlanır, Ramazan doya doya yaşanırdı.
ÇOCUKLUĞUMUZDAKİ RAMAZANLAR
İlk oruç tutma denememi daha dün gibi hatırlıyorum. Rahmetli halamın şefkatli ve sevecen tavrı ile sahura kalktığım o geceyi hiç unutmam. Sahur yemeğini yiyip, yattığımda gördüğüm rüyalar ve ertesi gün herkese ben oruç tutuyorum diye caka sattığım gün gözlerimin önünden bir sinema şeridi gibi geçiyor. Oruç tuttuğumu unutarak, hurma ağıcında afiyetle hurma yemem ve rahmetli halamın ‘Oğlum sen oruç tutmuyor musun?’ dediğini duyar gibi oluyorum. Sahur sofraları ise bir başka güzellik sunardı. Oruç tutanlar için ayrı sofra, oruç tutmayan biz çocuklar içinse sofranın kenarında yenen yemekler. Oruç tutanların yanında yemek yemek ayrı bir ayrıcalıktı. İftar sofrasındaki Buğday’dan ve mısırdan yapılan yöreye özgü sebze den yapılan yemekler. Meyve hoşafları, nar gibi kızarmış böreklerin kokusu halen hisseder gibi oluyorum. İftar yemeğinden sonra, her evde mahallenin en geniş evinde kılınan teravih namazları, ramazan gecesi oynadığımız oyunlar tabi bayram hazırlıkları. O günler ne güzel günlerdi. Onlar artık mazi oldu, hatıralarımızda yaşıyor. Herkesin az veya çok ramazan hatıraları vardır. Bu hatıraları canlı tutmak için Ramazan kültürünü ben doya doya yaşamaya çalışıyorum. Bayram deyince insanın içi ve gönlü bir hoş olur. Acı, tatlı anılar gözlerimizin önüne gelir. Bayramlar üzerine ne kadar çok edebi eserlerimiz, şiirler, kitaplar ve romanlar yazılmıştır. Bayramı anlatan belgeseller, filmler, izlendiğinde gönlümüzü, gözümüzü okşar. Bana göre bayramları en güzel anlatan ünlü şairimiz Yahya Kemal Beyatlı’nın Süleymaniye de Bayram sabahı şiiridir. Mübarek Ramazan-ı Şerif Bayramı’nın insanlık alemine huzur ve barış, Türk-İslam coğrafyasına birlik ve beraberlik getirmesi ve en önemlisi ülkemiz üzerinde oynanan sinsi Bizans oyunlarının bozulmasına vesile olması duasıyla tüm okurlarımın Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyor, hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Bayramları bayram gibi yaşamak Geldi, gelecek derken mübarek Ramazan’a veda ediyoruz. İşte bugün arife, yarın Ramazan Bayramı’nı idrak edeceğiz. Daha dün gibi kısa bir süre önce 2015’in , Ramazan ve Bayramı’nı idrak etmiştik. Zaman ne de hızlı gelip, geçmiş. 2016’ın Ramazan’ı ve bayramını da uğurluyoruz. İnşallah bu bayramı bayram gibi yaşar, bayramın mutluluk ve huzuruna ereriz.
Bayramlar, Bayramlarımız, Dini ve Milli Bayramlarımız… Coşku, huzur ve mutluğun sembolü bayramlar. Milli ve manevi kültürümüzün temel taşı Bayramlar. Coşku ve sevinci doya doya yaşadığımız bayramlar. Bayram deyince çocukluk yıllarımız gözlerimizin önüne gelmekte. Çocukluk yıllarında yaşadığımız ilk bayramlar, Silik bir resim gibi hatırladığımız mutlu çocukluk günlerimiz.
Heyecandan uyuyamadığımız bayram geceleri. Sabah erkenden büyüklerimizle birlikte bayram namazına gittiğimiz o günler.. Artık hepsi mazi oldu. Çok gerilerde kaldı. O çocukluk yıllarımızda ki bayram hazırlıkları.. Daha bir ay önceden kendimizi bayrama hazırladığımız günler. Arife gecesi mısır unundan yapılan helvalar, sabah erkenden bayram namazına gittiğimiz günler.. Namazdan sonra Babam elimden tutarak mezarlıkta atalarımızın kabirleri başında okuduğumuz Fatihalar. Sonra da ev ev gezerek yediğimiz bayram yemekleri, ardından okuduğumuz aşrı şerifler. Ağaçlara kurulan salıncaklarda sallandığımız o tatlı günler. Sanki bir rüya gibi. Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer dedirtiyor.

ŞEHR-İ RAMAZANA VEDA EDİYORUZ
Ramazan bayramını coşku ile karşılamaya hazırlanıyoruz, Şehri ramazana veda etmenin hüznünü bir arada yaşıyoruz. Ramazan kültünü doya doya yaşamaya çalıştık. Gündüz oruçlar tutuldu. Geceleri sahura kalkıldı akşamları teravihler kılındı. İftar davetlerinde dost ve arkadaşlarımızla görüşüp hasret giderdik.
Ramazanın en güzel tarafı imkânlarımız ölçüsünde fakirlere yardım edip, muhtaçları hatırladık. Ramazanda özetle maddi ve manevi huzur ve mutluluğu bir arada yaşadık.
TATİLİ HAK ETTİK Mİ?
Yurt içi ve yurt dışına tatile çıkanların yanında memleketlerine gidip sıla-İ rahim yapma kültürünü yaşayan insanlarımızda çoğunlukta.. Öncelikle tüm okurlarımızın ve İslam âleminin Ramazan bayramını tebrik ediyor bayramların hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Dini ve Milli Bayramlar başlı başına bir kültürdür. Bayram akraba ve dostların ziyaret edilip hatırlandığı günlerdir. Sıla-i Rahim kültürünün yani baba ve dede memleketlerinin ziyaretlere gidildiği günlerdir.
Her nedense bayram kültürü tatil olarak algılanmakta. Bayram günlerinin hafta sonları ile birleşmesi ile uzun tatillerde yurtiçi ve yurt dışına gitmek için fırsat bilinip akraba ve dostlardan kaçma olarak algılanmakta. Ama bu Ramazan Bayramı’nda durum hiçte öyle olmadı. Hafta sonuna denk geldiği için tatil yerine bayramı bayram gibi yaşama mutluluğuna ermiş olacağız.
BAYRAM KÜLTÜRÜNÜ DOYA DOYA YAŞAYALIM
Geçmiş bayramlarda yaşanan üzücü olayları inşallah bu Ramazan bayramında yaşamayız. Umut ediyoruz kimse yollarda kalmaz kaza geçirmez. Bayramları tatil yaparak değil, aile büyüklerimizi ziyaret ederek geçirmeliyiz. Atalarımızın mezarlarını ziyaret edip Fatihalar okumalıyız. Ve en önemlisi güzel bir Ramazan bayramı geçirmek için elimizden geleni yapmalıyız. Bayramı tatil olarak değil, milli ve manevi kültürümüzün temel taşı olarak kabul edip, Ramazan Bayramını doya doya yaşayalım.
Bayram deyince insanın içi ve gönlü bir hoş olur. Acı, tatlı anılar gözlerimizin önüne gelir. Bayramlar üzerine ne kadar çok edebi eserlerimiz, şiirler, kitaplar ve romanlar yazılmıştır. Bayramı anlatan belgeseller, filmler, izlendiğinde gönlümüzü, gözümüzü okşar. Bana göre bayramları en güzel anlatan ünlü şairimiz Yahya Kemal Beyatlı’nın Süleymaniye de Bayram sabahı şiiridir. Mübarek Ramazan-ı Şerif Bayramı’nın insanlık alemine huzur ve barış, Türk-İslam coğrafyasına birlik ve beraberlik getirmesi ve en önemlisi ülkemiz üzerinde oynanan sinsi Bizans oyunlarının bozulmasına vesile olması duasıyla tüm okurlarımın Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyor, Yahya Kemal’in Süleymaniye de Bayram Sabahı şiirinden bir bölümle tamamlıyorum.
Süleymaniye`de Bayram Sabahı
Artarak gönlümün aydınlıgı her saniyede
Bir mehabetli sabah oldu Süleymaniye`de
Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,
Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi
Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan,
Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan.
Gecenin bitmege yüz tuttugu andan beridir,
Duyulan gökte kanad, yerde ayak sesleridir.
Bir geliş var!.. Ne mübarek, ne garib alem bu!..
Hava boydan boya binlerce hayaletle dolu...
Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir;
O seferlerle açılmış nice yerlerdendir.
Bu sükunette karıştıkça karanlıkla ışık
Yürüyor, durmadan, insan ve hayalet karışık;
Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya,
Giriyor, birbiri ardınca, ilahi yapıya.
