EKONOMİ:
ASLANTAŞ: 'PAZARI KAYBETTİĞİMİZDE YENİDEN KAZANMAK ÇOK DAHA FAZLA ZAMAN VE BEDEL GEREKTİRİYOR”

21 Ağustos 2026 Cuma 21:56

Sanayinin mevcut görünümünden finansmana erişime, ihracat pazarlarındaki daralmadan yüksek üretim maliyetlerine kadar iş dünyasının gündemindeki başlıkları değerlendiren Aslantaş; teşviklerin doğru işletmelere ulaştırılması, firmaların finansal yapılarını güçlendirmesi ve Türkiye’nin katma değerli üretime yönelmesi gerektiğine dikkat çekti.

AVRUPA’DAKİ SİPARİŞ DÜŞÜŞÜ ÜRETİMİ ETKİLİYOR
Türkiye sanayisinin mevcut durumunu değerlendiren Aslantaş, ihracatın önemli bölümünün Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştirildiğine dikkat çekerek Avrupa ekonomilerindeki daralmanın Türkiye’deki üreticilere doğrudan yansıdığını belirtti.
Avrupa’dan gelen siparişlerde düşüş yaşandığını ifade eden Aslantaş, bu durumun sanayi üretimini olumsuz etkilediğini söyledi. Küresel rekabetin de giderek sertleştiğine işaret eden Aslantaş, sanayicinin hem dış talepteki daralma hem de artan maliyetlerle aynı anda mücadele ettiğini vurguladı.

“PAZARI KAYBETMEK EN BÜYÜK RİSKLERDEN BİRİ”
Özellikle emek yoğun sektörlerde işçilik ve kira maliyetlerinin geldiği seviyenin işletmeler üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirten Aslantaş, ihracatçıların uzun vadeli döviz bazlı anlaşmalarına karşılık maliyetlerin beklenenin üzerinde artmasının fiyat avantajını zayıflattığını kaydetti.

Aslantaş, ihracat pazarlarının korunmasının kritik önemde olduğunun altını çizerek, “Biz bir pazarı kaybettiğimizde bunu yeniden kazanmak için çok daha fazla zaman ve bedel ödememiz gerekiyor. Belki de o pazara bir daha girememe riskimiz var.” ifadelerini kullandı.

“FİRMALAR FİNANSLARINI DOĞRU YÖNETMELİ”
Programda sanayici ve KOBİ’lere yönelik teşvik ve finansman desteklerini de değerlendiren Aslantaş, kamu desteklerinin sürdürülmesinin önemli olduğunu ancak işletmelerin yalnızca teşvik ve kredilere bağlı bir finansal yapı kurmaması gerektiğini söyledi.

Özellikle ithalatı ikame edecek ürünlerin üretimine yönelik teşviklerin artırılması gerektiğini belirten Aslantaş, bu yaklaşımın hem kaynakların yurt içinde kalmasını hem de ihracat yoluyla döviz girdisinin artırılmasını sağlayabileceğini ifade etti.
Aslantaş, “Teşvikler ve destekler her zaman devam etmeyebilir. Asıl olan firmalarımızın finans gücünü çok güçlü tutmalarıdır. Finansınız güçlü ise fırtınalı havalarda gemiyi limana daha rahat vardırabilirsiniz.” değerlendirmesinde bulundu.

DESTEKLERDE “BORCU YOKTUR” KRİTERİNE DİKKAT ÇEKTİ
KGF ve Nefes Kredisi gibi finansman mekanizmalarının işletmelere erişimine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Aslantaş, desteklerin özellikle finansmana gerçekten ihtiyaç duyan işletmelere ulaşması gerektiğini söyledi.
Aslantaş, SGK ve vergi borcu bulunan işletmelerin finansmana erişimini kolaylaştıracak farklı bir model önerdiklerini belirterek, “‘Borcu yoktur’ yazısını getirin demek yerine, ‘Ne kadar borcunuz var?’ denilsin. Kredi doğrudan oraya aktarılsın ve işletmenin eli rahatlasın.” dedi.
Bu öneriyi TOBB nezdinde de dile getirdiğini belirten Aslantaş, finansman desteklerinin kriterlerinin ihtiyacı bulunan işletmelerin daha etkin yararlanabileceği şekilde ele alınması gerektiğini ifade etti.

FİRMALAR YENİ YATIRIMDAN ÖNCE MEVCUDU KORUMAYA ODAKLANIYOR
Gebze sanayisindeki yatırım eğilimini de değerlendiren Aslantaş, mevcut ekonomik koşullar ve küresel belirsizlikler nedeniyle büyük ölçekli firmaların yeni yatırım kararlarında daha temkinli hareket ettiğini söyledi.
Aslantaş, firmaların önemli bölümünün yeni yatırım yapmak yerine mevcut üretim ve finansal yapılarını koruyarak yeni döneme hazırlanmayı tercih ettiğini belirtti. Avrupa’daki sipariş düşüşlerinin bu eğilimi güçlendirdiğini, bazı işletmeler açısından küçülme baskısı oluşturduğunu ifade etti.

“BU FAİZLERLE SANAYİCİNİN YATIRIM YAPMASI MÜMKÜN GÖZÜKMÜYOR”
Orta Vadeli Program'a ilişkin beklentilerini de paylaşan Aslantaş, üretim ve yatırımlar açısından faiz ve enflasyonun kritik başlıklar olduğunu vurguladı.

Yüksek finansman maliyetlerinin yeni yatırımların önündeki temel engellerden biri haline geldiğini ifade eden Aslantaş, “Faiz oranları makul bir seviyeye düşmeden üreticilerimizin ve sanayicilerimizin bu maliyeti yüksek kredilerle yatırım yapmaları mümkün gözükmüyor.” dedi.
Faiz ve enflasyonist ortamda ciddi bir iyileşmeye ihtiyaç bulunduğunu belirten Aslantaş, aksi durumda işletmeler açısından yalnızca yeni yatırım yapmanın değil, mevcut yapıyı korumanın da giderek zorlaşacağına dikkat çekti.

GEBZE’DE FİRMA AÇILIŞ VE KAPANIŞLARINDA OLAĞANÜSTÜ BİR TABLO YOK
Türkiye genelindeki işletme kapanışlarının sorulması üzerine Gebze Ticaret Odası verilerini değerlendiren Aslantaş, bölgede olağan dışı bir firma kapanışı görülmediğini ifade etti.
GTO bünyesinde yaklaşık 29 bin üye bulunduğunu belirten Aslantaş, firma açılış ve kapanışlarının geçmiş yıllardaki ortalamalara yakın seyrettiğini, Gebze bölgesinin mevcut süreçten firma kapanışları bakımından ciddi ölçüde etkilenmediğini söyledi.

KÜRESEL YATIRIMLARDA YENİ DÖNEM: “MADE IN EU” ETKİSİ
Yabancı yatırımcıların Türkiye’ye yaklaşımını değerlendiren Aslantaş, küresel ekonomide korumacı politikaların güçlendiğine dikkat çekti. Avrupa Birliği’nin “Made in EU” yaklaşımıyla kendi sanayisini ve üretimini yeniden Avrupa’ya çekmeye yönelik güçlü bir irade ortaya koyduğunu, ABD’de de benzer politikaların izlendiğini ifade etti.

Türkiye’deki işçilik maliyetlerinin geçmişte sağladığı avantajın zayıflamasının da yabancı yatırımların kararlarında etkili olabileceğini belirten Aslantaş, şirketlerin daha avantajlı üretim merkezlerine yönelme veya yatırımlarını yeniden Avrupa’ya taşıma eğilimi gösterebileceğini kaydetti.

GEBZELİ FİRMALARA ABD PAZARININ KAPISI AÇILACAK
Programda Gebze Ticaret Odası’nın TABA/AmCham ile yürüttüğü çalışmalara da değinen Aslantaş, ABD pazarına açılmak isteyen GTO üyelerinin doğru bilgiye ve tecrübeye doğrudan ulaşmasını hedeflediklerini söyledi.
ABD’ye mal veya hizmet satmanın yalnızca ürün sahibi olmakla mümkün olmadığını; pazarın yapısının, müşteri profilinin, mevzuatın ve ticari dinamiklerin doğru bilinmesi gerektiğini vurgulayan Aslantaş, TABA/AmCham ile gerçekleştirilecek iş birliği kapsamında üyelerin bu alandaki tecrübeli isimlerle doğrudan buluşturulacağını belirtti.

Aslantaş, kurulacak yapının firmaların yanlış adımlarla zaman ve kaynak kaybetmesinin önüne geçmesini hedeflediğini ifade ederek, Gebze’nin güçlü üretim altyapısının ABD pazarı açısından önemli bir potansiyel taşıdığına dikkat çekti.

“İHRACATI ARTIRMANIN YOLU KATMA DEĞERİ YÜKSEK ÜRETİMDEN GEÇİYOR”
Programın sonunda Türkiye’nin ihracatta rekabet gücünü nasıl koruyabileceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aslantaş, çözümün düşük maliyet üzerinden rekabet etmek değil, katma değeri yüksek ürün üretmek olduğunu vurguladı.

Herkesin üretebildiği ürünlerle küresel rekabette öne çıkmanın giderek zorlaştığını ifade eden Aslantaş, “İhracatımızı artırabilmemizin çözümü katma değeri yüksek ürün üretmek. Her gün yeni inovasyonlar geliştirerek ön planda olmamız gerekiyor.” dedi.

Aslantaş ayrıca sanayinin rekabet gücünü koruyabilmesi için yeşil dönüşümün tamamlanması ve verimliliğin üretimin merkezine alınması gerektiğini belirterek, Türkiye sanayisinin küresel pazarlardaki geleceğinin inovasyon, dönüşüm ve yüksek katma değerli üretim ekseninde şekilleneceğini kaydetti.

banner982
Anahtar Kelimeler
Gündem
Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner376

banner375

banner377

banner981

Zeytinoğlu’ndan Kocaeli Sanayi Kapasite Anketi...
Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, sanayi kapasite anketiyle oluşturulan “Kapasite Kullanım...

Haberi Oku